Counter

24 Ocak 2012 Salı

Sadece düşünüyordum...

Aslında hobilerim ile var oluyorum burada. Ama bugün farklı, farklı çünkü sadece konuşacağım. O yüzden başlıkta da söylediğim gibi, yaptım, ettim nasıl olmuş demeyeceğim. Sadece düşünüyordum, sizce nasıl diye soracağım en fazla... Ara ara da yapmaya çalışacağım aslında bunu sevgili Hypo' nun da iteklemesi ile... 


Aslında uzun süredir blogumu takip eden arkadaşlarım bilir aşağı yukarı nasıl bir kadınım, neleri severim, nelere reaksiyon veririm. Blogumun açılış sayfasındaki ilk yazımı okuyanlar da neden burada olduğumu hatırlarlar... 



1994 yılında mezun oldum fakülteden ama 92 den bu yana da çalışıyorum. Saatlik bebek bakıcısı, dev bir  Market' te reyon sorumlusu, bir restoranda kasiyerlik (3 gün), mimari büroda kalem, peyzaj mimarlığı bürosunda çömez olarak çalıştım öğrenciliğimde. Ankara' da idim o zamanlar... Hepimiz gibi fazlasıyla idealist ve gözü kara idim. Mezun olduğum gün, upuzun saçlarımı neredeyse kafamda 1 cm kalacak şekilde kestirip kırmızıya boyatmıştım. Herhalde bu demekti ki "hayat, ben geliyorum, savaşçıyım dikkat et"... Onun da çok umurundaydı :)) 


Bir cuma akşamüstü lepiska saçlarımla mezuniyet törenim vardı, pazartesi sabahı kırmızı kirpi saçlarımla  ilk ciddi iş görüşmemi yaptım ve işe alındım :)) Sene 94. 


O işim, mesleki kimliğim ile ilk işimdi, çok sevdim, hep çok çalıştım, sabahlara kadar çalıştığım günler de oldu, günlerce  uykusuz proje yetiştirdiğim günler de... Övünerek söylemiyorum olması gerekli idi ama beni en çok çömezi yerine koyan abilerim ablalarım sömürmüş şimdi düşündüğümde anlıyorum...  İyi mi oldu, bilmem çok da emin değilim...  Öğrenmenin yolu sömürülmekten mi geçer? Sizce? 


Sonrasında nefis bir iş teklifi ile İzmir' e atladım. O zamanların afilli tatil köylerinden birinde çalışmaya başladım bakım ve yeni düzenlemelerden sorumlu peyzaj mimarı olarak. Ailemden zaten ayrı idim, o hiç dokunmadı sadece yüksek lisansımı nasıl devam ettireceğim endişesi vardı ki ettiremedim zaten tez aşamasında hocamın da desteği ile atıldım :)) Sonrasında ancak 2009 da aftan dönüp tamamladım da rahata erdim :) 


O tatil köyünde hemen hemen hepsi Manisalı 20-25 işçi ile İstanbul merkezli bir firmanın temsilcileri idik. Onlar beni çok sevdi ben de onları. Ara ara didiştik de ama ben onları hep korudum, onlar da benim yüzümü hiç yere düşürmediler. Yine çok çalıştık... Hala onları hatırladıkça gülümserim, güzel çocuklardı... Yönetimde didiştiğim, kendini ilah ve beni solucan sanan; verdiği her işi koşulsuzca yapmam gerektiğini düşünen bir amca, beni işten attırmak için elinden geleni yaptı ve firmam bana sahip çıkınca firmamla beraber işimizden olduk. Şimdi var mı böyle firmalar... Ama olmadığı için de böyle belki sektör, sektörler... Erdemler o yıllarda kaldı galiba... Teknoloji ve erdem ters orantılı mı acaba? 


Sonrasında firmam beni İstanbul' a da alamadığı için (verecek işleri yoktu çünkü) işsiz kaldım ve İzmir' i çok sevip ayrılmak da istemediğim için iş aramaya koyuldum. Mesleğim ile ilgili bir kapı bulamayınca bambaşka bir sektöre kaydım, 4 yıl kadar çalıştım, sonrasında da mesleğimi özledim, iyi bir noktada olmama rağmen istifa ettim. Sene 2002. Cesurdum delice her istediğimi başarabilirdim, gidiyorum ben dedim çıktım. Çıktım da gidecek yerim yoktu ki... Kös kös :) memleketime döndüm ama ailemin yanına değil elbet. Ablam o yıllarda yalnız yaşıyordu. Güzel bir işi vardı. Ben geldim az idare eder misin dedim, sağolsun, sorgusuz sualsiz açtı kollarını... 


Bu arada hep idealimdi kendi ofisimi açmak, nasıl sömürmeden, çalmadan, yedirmeden, yemeden, iş yapılır göstermek... Açtım babamın desteği ile... Sağolsun memur emeklisi bir elektrik mühendisi olarak destekledi beni açtık minicik bir mimari büro... O da ablam da desteklediler beni bir yıl kadar ama olmadı, olamadı, başaramadım. Kimi Dharma ile iş almaya gitmeme taktı (bu külüstür ile mi gelmiş ihaleyi almaya); kimi yaşıma, kimi kadın olmama, kimi henüz alamadığım işten ona para ayırmamama, kimi siyasi görüşüme...  İşler kaçırdım, tehditler aldım, aldığım işler elimden alındı vs.vs.. . 


Hayat geçip giderken ben de giderek sertleştim. Sertleştim, gerginleştim, karardım, eğilip bükülemedim, kırıldım, kabuklandım. Kötü hissettikçe daha da kötü günler yaşadım... Erdemlerimden ödün vermeyeceğim diye başka her şeyden ödün verdim sanırım. Sert 20 li yıllar... O nedenle hep derim 20 li yaşlar zordur, hep savaştır, kırıcıdır diye... Sizce ?


Sonrasında baktım olmuyor, dedim direnmenin bir anlamı yok. Büro hayalimi kalbime gömüp iş aramaya başladım yeniden. Nerede olursa olsun... Ardından da son derece tesadüfi bir şekilde aslında Dharma sayesinde tanıdığım bir arkadaşımın hafta sonu gazetede gördüğü ilan ile çoook uzaklarda bir tatil köyüne savruldum.... Yani Dharma sayesinde :)) 


Sonrası var ilk yazımda işte. Hala sıkılmadıysanız, merak ettiyseniz dönüp oradan okuyabilirsiniz.    


Bu tatil köyünde bir münzevi gibi yaşarken, benim gibi buralara savrulmuş, belki de kaçmış, sığınmış çok güzel arkadaşlarım oldu. Hepsini çok sevdim, çok iyi anlaştım... İşte o güzel insanlardan biriyle de 2008 de evlendim. Ben dünyada hiç iyi insan kalmamış sanırken hayat o insanları çıkarmıştı karşıma... Hal böyle olunca o kabuklar yavaş yavaş döküldü, yumuşadım, esnedim,  gülümsedim :) 


Sonra hayat da bana gülümsemeye başladı yeniden... Şimdi bunca şeyi neden anlattı bu kadın derseniz... 


Derim ki: Bence hayatta yaşadığımız her şeyin bir nedeni var. O neden tarafımızdan henüz bilinemese de... 

Tesadüf diye bir kavram yok, aslında şans da yok. Olan, yaşanan bir kurgu, ki bu kurgu tarafımızdan şekillendirilir, yaptıklarımız ve yapmadıklarımız hatta düşüncelerimiz ile. Kader denilen oluşum da bu şekilde işler (bana göre yani) . Tanrı' ya inanırım yanlış anlamayın, hatta inancım kuvvetlidir kendimce. "Ama ne yapalım kader işte Allah yazmış" boyutunda bir inanç değil bu. Duacıyımdır ama dua ederken "Allah' ım bana sabır ver, güç ver" diye dua etmem. Sabır istemek, katlanmam gereken dertlere de açığım demek gibi gelir ya da güç istemek o güce ihtiyacım olacak olayları da ver yanında demek gibi gelir. Bence böyle en azından.

Hep derim ki "Allah' ım kalbimi temiz tutmama yardım et, gözlerimi karartma hiç bir şey için; karşıma iyi niyetli insanlar çıkar, bilmeyerek kimseyi üzmeme izin verme, hakkım olmayan hiç bir şey için bana hırs verme, içimdeki ışığını alma, onu korumama yardım et... İnanırım ki böyle dua edersem her şey olması gerektiği gibi sağlıkla işler, yolunda gider. Karşıma çıkan mutsuzluklardan da beslenirim yoksa daha kötülerini yaşamak işten değildir.   

Sanırım bu bir şükür yazısı oldu neticede... Nereden başladım nereye geldim derken fevkalade açık ettim kendimi... İşin özü budur sevgili arkadaşlarım, ben buyum demek istedim galiba. Lüzumu var mıydı, ne bileyim vardır bir nedeni ...

Sevgiler... 

58 yorum:

  1. Çok sevdim yazını, yakın buldum kendime:)

    YanıtlayınSil
  2. yapılan hiçbirşeyden pişmanlık duyulmuyorsa ne güzel.Gençlik güzeldir herşeyi yapabileceğimiz sanırız ,bazen yaparızda .Keşke zamnla körelmesek(kendi adıma söylüyorum)ama şartlar her insan için bir olmuyr işte.
    Sonuç güzel bir yazıydı yürweğinw sağlık

    YanıtlayınSil
  3. Seni daha iyi tanıdım, daha iyi anladım bu yazınla. Söylediklerinin çoğuna katılıyorum. Evet 20'li yaşlar hep kırıcıdır, özellikle iş hayatına atılanlar için. Evet yeni işe başlayan kişilerin %90'ı sömürülür, kendimden biliyorum. Fakülteden sonra öğrendiğim en önemli şey okulda öğretilenlerin gerçek hayattan apayrı olduğuydu. İnsanların kendi öz işlerini yapması için utanmadan çekinmeden bu kadar rahat rüşvet isteyebilmeleri beni çok şaşırtmıştı. O iş öyle değil, kanuna göre böyle dediğimde sen yenisin bilmezsin o iş böyle yapılır diyerek gayri meşru durumları tek sözleriyle meşrulaştırmalarına çok şaşırmıştım. Staj yaparken sabah duruşmaya girip öğleden sonra benden çay servisi yapmam beklendiğinde yine çok şaşırmıştım. Kısacası zordu ama bugün çok dişli, tuttuğunu koparan bir insan olmamda az da olsa katkısı vardır her yaşadığımın. Ben de tesadüflere inanmam. Küçükken mahallemizde işlenen bir cinayette parçalanan kadının başını çöp kutusuna kaçan topu sayesinde bulan küçük kızı ölesiye merak etmem, yıllar sonra fakültede yurtta kalırken o kızın yan oda arkadaşım olması tesadüf mü sence, bence değil... Sadece yıllar önceki merakım yıllar sonra sesimi duyan tarafından incelikle giderilmişti. Hepsi bu... Sevgiler...

    YanıtlayınSil
  4. ne güzel anlatmışsın rengim zevkle okudum ,şu sözüne sonsuz katılıyorum sabır ver demek katlanmam gereken dertlere de açığım demek,sen yazınca farkettim ki çok haklısın...aslında mesleğin ile ilgili yazdıklarına kendimce yorumum yok,çünkü benim eğitim düzeyim aşık atacak yada fikir verecek cinsten değil,hep bi yanım buruktur buyüzden neyse ...mesleğinin devamı gelmeyecekse üzülürüm senin adına amaa bi yandan da blogdan uzaklaşırsın buda üzer beni,insan nasıl mutlu oluyorsa öyle yaşamalı bence,hayat kısa,imkanlar özgürlükler bi noktaya kadar kısıtlanmalı gerisi şahsı düşüncesine bırakılmalı,mesela ben arkeoloji yada astronomi okumayı çok istedim ailevi istekler kendi isteklerime engel oldu,geri dönüşü olsa onları bian dinlemez,beni mutsuz etmelerine izin vermezdim ama gitti şansta fırsatlarda gitti geçti,hiçbirzaman fazlasını istemedim,hırslı olmadım,mutlu olayım ki mutlu edebileyim düşüncesinde oldum,oldum da faydası olmadı o ayrı,aslında kendinden ödün vermeyecek insan çünkü tek bir hayatı var düşüncesine saygı duyulacak ki mutlu olabilsin,,,

    Aslında sen yazmasanda nasıl düşüncede nasıl mütavazi olduğun belli ki canım ,bunu görmek yada birebir yaşamak gerekmiyor,bunu hissettirmek önemli,

    konu neydi nerelere geldim,senin yazdığın konu ile bende kendimden birşeyler bularak uzattım uzattım :) önemli olan da bu zaten,okuduğunda kendini bulabilmek paylaşım budur işte,

    Kararların hep mutluluk getirsin canım,vosvosunuda seni de seviyorum ben :)

    YanıtlayınSil
  5. kendimle ilgili birşeyler paylaşma noktasına geldiğim de hep gözlerim dolar ,tutarım kendimi sıkarım belli etmemek için,neyseki görülmüyorum burdan :)farklı yaznla şuanı değiştirdin benim için ..teşekkür ederim canım...tamam gittim ben..

    YanıtlayınSil
  6. Sevgili Cebimdeki Renklerciğim, aslında ilk yazını daha önce okumuştum, lakin bu güzel yazını okuyunca tekrar dönüp bir daha okudum.İnançlarım senin gibi benimde, özellikle Rabbimden taleplerimiz ortak. Zaman zaman insanın kendi olgusu üzerinde düşünmesi iyi bir süreç can.Bir süre mola verdin belki şu anda istediğin yerde değilsin belki ama senin de dediğin gibi zamanla yeniden neye nasıl başlamak istediğin şekillenecektir muhakkak.
    Dilerim herşey gönlünce olsun can.

    YanıtlayınSil
  7. her insanın hayatında kırıcı ve yapıcı anlar geçmiştir. Ama hepsi büyümek için değil midir zaten o günleri gülümseyerek anabiliyorsan işte bütün mesele budur canım..Bundan sonraki hayatlarda başarı ve şans hep seninle olsun tabii benimlede..:)
    sevgiler..

    YanıtlayınSil
  8. merhabalaar,
    sizi cok iyi anliyorum
    kendinizi cok guzel ifade etmissiniz
    ilk defa tikldigim bir blog......
    herkezin yasadiklari farkli
    ama sonuc ayni
    sevgilerimi yolluyorummmm

    YanıtlayınSil
  9. Noktasına, virgülüne dokunmadan imzamı atarım.

    YanıtlayınSil
  10. Yazını okurken kendi iş yıllarım aklıma geldi Rengim.Benden 3 yqş küçüksün yani yaşımız yakın.Yorumlarından va yazılarından seni kendime yakın buluyordum, bu postta düşüncemi pekiştirdi.20'li yaşlar benim için de çok zordu.Hep bir şeyleri ispatlamakla geçti.Bir bayan olarak mesleğimde hep erkek önyargısı ile uğraştım, onlardan daha çok çalıştım.Sömürüldüm ama işi öğrendim.Erdemlerimden vazgeçmedim,çarkın dişlisi olmadım, iyi ki de öyle oldu.Dönüp pişmanlıklarla yaşamak daha zor çünkü.Geldiğim noktadan iş olarak çok memnun değilim ama manevi olarak mutluyum.Hani demiştin ya ayrık otu, işte öyleyim ve çok memnunum.Seninde geldiğin yerde manevi olarak çok güçlü olduğunu düşünüyorum.İş olarak ise başarılı olma kıstasının ne olduğunu inan ben de bilmiyorum.İşten dolayı duyulan tatmin mi yada kazanılan para mı? İkisinin bir arada olduğu bu durum bizim ülkemizde çok az bence.Neyse uzun bir yorum oldu , sadece her şey gönlünce olsun arkadaşım....

    YanıtlayınSil
  11. Çok beğendim ben de, Hypo'nun insanı güzel yazmaya teşvik eden bir yanı var herhalde :)

    Öğrenmenin yolu sömürülmekten geçiyor bence de, eğer ki çok sanslı değilsek elbette.

    20 li yaşlar zordu benim için de, gençliğin cesareti ve budalalığı ile ne istediğimi bilmeden, geçip gitti iyi değerlendiremeden.

    Tesadüfe inanmam ama şansa inanırım işte ve kader sanırım şansın karşılığı benim gözümde. Çünkü çok ama çok durum gördüm kaderden başka şekilde açıklayamadığım geçmişte.

    Ben bu yazıyı çok sevdim, bilginize.

    YanıtlayınSil
  12. Sevgili Elif, çok teşekkür ederim.


    Sezobigo' cum, gençlik deli bir güç işte her şeyi yaparım zannedilen. Boşuna delikanlı demiyorlar. Yaptıklarından ziyade yapmadıklarından pişmanlık duyuyor insan. O yüzden dikkat etmek lazım asıl. Yaşadığımız körelmekten çok normalleşmek sanki. Herkes için farklı zorluklar var hayatta ama dedim ya hepsinin bir nedeni var bence. Çok sağol paylaştığın için fikirlerini...


    Sevgili Bahar, yaşadıklarımız paralel aslında dediğin gibi herkes kendi kulvarında paralel zorluklarla olgunlaşıyor, büyüyor... Bana da çok söylenmiştir "işin raconu budur, piyasada bu işler böyle yapılır, vermezsen alamazsın işi" gibi.. Nitekim alamadım da :) Adamlar doğru söylemişler. Hayat bize öğretmek için neler neler yaşatıyor değil mi? Nereden nereye, bakmadan göremiyorsun. Çok sağol paylaştığın için kendini. Benden de sevgiler çok çok :))

    YanıtlayınSil
  13. Huzurum, can arkadaşım, tanışmadan tanıdığım tatlı insan, hepimizin uhdeleri var içinde, keşke olsaydı, yapsaydım şeklinde. Dedim ya yaptıklarımızdan çok bir şekilde yapamadıklarımız oluyor pişmanlıklarımız. Sen o kadar güzel bir kadınsın ki o kadar derinsin ki uhdelerinin seni yönetmesine, yönlendirmesine izin vermezsin bilirim. Haksızlık etme sakın kendine. Mutluluk hayatın anahtarı değil mi... Mutlu olmak için yaşıyoruz işte hepimiz... Çok doğru düşüncen, mutlu olayım ki mutlu edeyim. Bizi biz yapan dün ama şu anı şekillendirmek de hala bize bağlı... İşte işin özü bu... Sen bizi bile buralardan mutlu ediyorsun, kimbilir yakınındaki insanları nasıl mutlu ediyorsundur. Ben de seni çok seviyorum :)) Sen hep uzun uzun konuş emi?


    Fiamma' cım, belki de birbirimize benzediğimiz için bulduk buralarda birbirimizi :) Haklısın bir süre mola verdim ne zaman dönerim bilmiyorum ya da ne şekilde dönerim ama bu ara-mola bana çok yaradı, çok ihtiyacım varmış. Bunun için hem cesaretime ve eşimin desteğine şükrediyorum... Sağolasın. Bilirim kalpten dilersin.


    Reçelim, çok teşekkürler, her şey insan için diye boşuna dememişler dimi? İyi günler de kötü günler de... Önemli olan hepsinden alman gereken mesajı al. Hayat hep yanımızda olsun, sağlığımız yerinde olsun, umudumuz tükenmesin yeter ki.

    YanıtlayınSil
  14. Gülden hanım, çok teşekkür ederim. Çok incesiniz, eğer güzel görünüyorsanız, en az gördüğünüz kadar güzelsiniz demektir. Kendi yansımanızdır gördüğünüz. Çok teşekkürler...


    Sevgili Cihan, çok teşekkürler ziyaretiniz ve desteğiniz için. Duygusal bir gün oldu bütünüyle. Aslında nadiren olur, genelde matrak insanımdır ama :)) Her zaman beklerim.


    Sevdiye Hanım, hoşgeldiniz ve çok teşekkürler yorumunuz için.

    YanıtlayınSil
  15. Seni çok seviyorum ben, çok seviyorum, senin o kırmızı saçlarını, kara gözünü seveyim. Ben duygulandım yine, çok öperim. Yüreğin güzel senin yüreğin....

    YanıtlayınSil
  16. Nazan' cım, demek ki yirmili yaşlar konusunda hepimiz aynı yollardan geçmişiz aşağı yukarı. Sizin mesleğiniz de genellikle erkeklerin egemen olduğu bir branş. O nedenle çok zor olmuştur tabi. Şantiye ortamları da beni zorlamıştır hep bu anlamda. Yıldırmak için herşeyi yapan ve kendilerine erkek diyenler de çoktur oralarda... Geldiğimiz noktalarda önemli olan maneviyat haline geliyor zaten bizim gibi insanlar için. Bu konu öyle derin bir konu ki bir araya gelsek uzuun uzun konuşuruz daha üzerinde değil mi. Çok sağolun güzel desteğiniz için. (Sen-siz karışıyor hala, okudum düzelteyim dedim ama sonra dedim bırak dağınık kalsın :))


    Sevgili Esra, ortak arkadaşlarımız Nil ve Hypo buluşturdu bizi değil mi :)) Bir kaç kez söyleyince Hypo dediğin gibi yazma ihtiyacı doğdu bende de ve bugün havanın da hüzünlü etkisi ile koyverdim içimdekini :)) Çok teşekkür ederim, beğenmene çok sevindim. Değerlendiremeden geçti dedin ya ben de mesela hep okulu bitirir bitirmez çalışmaya başladığım için kızıyorum kendime. Keşke en azından bir yıl alıp elime çantamı atsaydım kendimi Avrupa' ya biraz gezip görüp yaşasaydım oralarda... Yapmadım uhtedir içimde... Artık olmaz.. Tekrar çok teşekkürler ve çok memnun oldum karşılaşmamıza :))

    YanıtlayınSil
  17. Nil, biz seninle karşılıklı sürekli duygulanıp gözlerimiz sulana sulana bir haller olduk dimi :))) Sen öyle deyince ben de duygulandım yine :)
    Ben de seni çok seviyorum, kucaklaşacağımız günü de sabırsızlıkla bekliyorum. .Sarılıp ağlarmışız :)))

    YanıtlayınSil
  18. Kadın olmak hayata 1-0 yenik başlama belki de. Lise bitip üniversiteyi başka bir şehirde okumak için babayla mücadele, iş bulup kendini kabul ettirmek için başka mücadele...Senden büyük amirlerinin stajer kızlara nasıl baktığını görmek, yapılan işin hep ikinci planda olması.....İstanbul'da 8 yıl çalıştıktan sonra çocuklu biri olarak yaşamayı seçtiğim İzmir'de insanların daha da küçük düşündüklerini görüp mesleğimi bırakmıştım ben de.
    Geride bıraktığım on yılın emeği bazen içimi acıtır, bazen de oğluşlarla geçen zamanın keyfi kalır damağımda....

    Güzel yazınız pek çok arkadaşım gibi bende de anıları mı canlandırdı ne....

    YanıtlayınSil
  19. hypo'da duydum geldim; güzel yazı olmuş gerçekten.samimi,sahici.
    tesadüflere bende inanmam,başıma ne gelirse gelsin,küçük bir dünyadan bakıp mutsuz olmak yerine 2 yıl sonrasında bu anı nasıl anımsayacağımı düşünerek,daha geniş bakarak öğrettiği şeylere bakarım...

    YanıtlayınSil
  20. canım benim çok iyisin yansıtıyorsun enerjinle farkındasın deil mi :)

    YanıtlayınSil
  21. Cebimdeki renklercim..
    Ne kadar cok yorum gelmis.. Ne kadar cok sevenin, takip edenin varmis baksana..
    Ben seni ilk o araba yazinla takip etmee baslamistim zate..
    Cocugu arabadan indirdiydin ya;))))iste orasi bizim kesisme noktamizdir sen bilmesen de.(artik biliyon..)
    Yani bir dharma daha;))))
    Uzaktasin ama yakinsin diyim.. Sen anlayiver gerisini..

    YanıtlayınSil
  22. Nasıl bir iç dökme yaşamışsınız... Sanki herkesin yaşamından öyle ya da böyle kesitler var.(yorumlardan da öyle anlaşılıyor.)
    Sizinle aynı yaştayız. 20`li yaşlar sanırım 30`a kadar hayattaki törpülenme yaşlarımız. Geriye dönüp baktığımda görüyorum bu gerçeği. İyi ki o yaşlarda, hayat mücadelem devam ederken çok ciddi kararlar almamışım diyorum. O törpülenme zamanı çok da güzeldi aslında, huzurlu değildim belki ama en eğlenceli zamandı benim için.
    Böyle yazmaya devam edersem sizinkine benzer bir yazı çıkar benden:))
    Sevgiler, Semi

    YanıtlayınSil
  23. Çok güzel bir iç döküş yazısı..
    Dikkat ettimde bu kadar uzun bir anlatım olmasına rağmen içinde hiç keşke kelimesi geçmemiş.Ne mutlu sana...
    Bundan sonraki hayatında da keşkelerin hiç olmadığı fakat İYİKİ lerin bol bol olduğu günler yaşarsın canım.

    YanıtlayınSil
  24. Rengim yazını tekrar tekrar okudum. Biliyordum seni tanıyordum yazılarından, hep bir akıcılıgın vardı ve neden yazmıyorki diyordum. Yazdın sevindim seni daha iyi tanıdım ve gördümki seni boşuna sevmemişim. Çok donanımlı, incelikli, degerli bir insansın.

    Neden bilmiyorum beni hep çok küçük sanırlar ama degilim, senin iş dünyasında yaşadıklarının farklı bir versiyonun yaşadım. Neyse konu ben degilim. Bir gün bir araya gelirsek uzun uzun sohbet ederiz inşallah.

    Yazayımmı yazmayayımmı diye bir tereddüt yaşadıgından eminim veya bana öyle yansıdı. Ama iyiki yazdın Rengim çok sevindim, bende iyice yerine oturdu karakterin.

    Hayatta çok sevdigim arkadaşlarım var, çocukluga dayanır pek çogu. Blog dünyasından nasıl olur diyordum, insan nasıl severki tanımadan görmeden, dokunmadan. Öyle degilmiş, iyiki tanıdım seni..

    YanıtlayınSil
  25. Ülker kız diyerek başlayacağım. Yazını keyifle okudum gerçekten. Okurken kendimce yorum yaptığım katıldığım ya da hımmm dediğim yerlerde oldu. Ama şurda hemfikirim seninle hani yazmışsın ya "Derim ki: Bence hayatta yaşadığımız her şeyin bir nedeni var. O neden tarafımızdan henüz bilinemese de..." Öptüm seni sımsıcak ve sevgiyle. Sağlıkla kal emi.

    YanıtlayınSil
  26. Canım çok güzel ve hoş anlatım yüreğine sağlık.

    YanıtlayınSil
  27. niye luzum olmasın ki cnm o günler aklına gelmiş yazmışsın ne güzel senin gibi keşke içimi dökebilsem cnm .bende senin kadar azimli olsaydım keşke ama olamadım büro işi olmadıysa vardır bir hayır ama olmıycagı anlamına gelmez ki..
    sen hayatının en kıymetli insanını bulmuşun ne güzel cnm allah ayırmasın sizi ..daha yeni evli sayılırısn ayrıca:))
    peki şuanda saçların ne renk bak merak ettim:D:D

    YanıtlayınSil
  28. aslım da döktürmüş ayrıca öhöm öhöm yeni okudum:D:D
    bak işte onların aynısı diyebilrim kız yazıyo işte kabilşyetli benim herşey içimde patlıyo:D:D

    YanıtlayınSil
  29. Ben 90 mezunu bir eczacıyım. Son stajımı SSK hastanesinde yaptım. Bize okulda Minoset öğretilmez, paracetamol öğretilir, Aspirin öğretilmez, Acetylsalisilic acit öğretilir. Yani piyasa isimlerini bilmeden neredeyse mezun oluruz, etken madde öğreniriz. Stajımın ilk gününden itibaren beni cama oturtup, canları isteyince kendilerine "paspasçı", canları isteyince "eczacı" diyen, hizmetli personelin çıkardığı ilaçları hastaya verip tarif etmemi istediler. Dehşet içinde kalmıştım. Hiç birey bilmiyordum ki.. "Ya yanlış ilaç verirsem" diye ödüm kopuyordu. "Birşey olmaz zaten çocuklar dikkatli çıkarıyor" diye ikna ettiler beni. O çocuklar da zaten stajım boyunca kasıtlı olarak yanlış ilaç çıkararak dikkatimi, sabrımı, bilgimi sınadılar, benden daha çok şey bildiklerini her seferinde hissettirdiler. Gerçi sonra da mesai arkadaşım ve dolayısıyla benim de personelim oldular ama stajımda ve ilk yıllarımda bayağı bir pişirdiler beni. Bir de meslektaşımız abla ve abilerimiz vardı. Bana yapmadılar da, diğer stajyer eczacıya, o zamanlar her ay doldurulan KDV fişlerini doldurtmak istemiş birisi, ağzının payını da almış usulünce. Ayıp ama. Birkaç ay sonra meslektaşım diyeceğin insana kişisel işini yaptırıyorsun. Hani hasta olsa, sıkışık bir durum olsa neyse. Herkes birbirine yardım eder de, bu biraz ayıp kaçmıştı. İşe başlayınca da kimsenin yapmaktaz haz almadığı işler en genç ve en çömez kadrosundan olduğum için bana kalırdı:) Neyse, kötü de olmadı, işimi öğrendim. Şimdi yeni mezun bir eczacı meslektaşımız var, meslek hayatının başında, hiç birşey bilmiyor ve öğrenme ümidi de zor görünüyor:) Onu, birşeyleri kendisi başarsın diye başka bir birime aldık. Sanırım iyi de oldu. Hayatı da tanımak lazım. Anlatmakla olmuyor. Hayat okulda öğrenilmiyor. Usta-çırak ilişkisi şart. Ayrıca birilerinin de birilerini pişirmesi gerekiyor. Yumuşak huylu biri olarak bunu ben yapamıyorsam, sahada nasılsa birileri yapar:)Eğitim şart ama deneyim daha da şart:) Samimi yazını okudum. Kayıtsız kalamadım. Sevgiler gönderiyorum.

    YanıtlayınSil
  30. Bu yazının bu kadar insanı 20 li yaşlarına götüreceğini hesap edemedim. Kiminizi üzdüm, kiminizi gülümsettim sanırım... Ama bu kadar yorum beni gerçekten şaşırttı. Hepinize bir kez daha teşekkür ederek başlamak istedim. Hepinizin yüreğinize sağlık birer birer...



    Sevgili Ada ve Deniz, özellikle bazı çalışma ortamlarında kadın olmak söylediğin gibi yenik başlamak demek hayata bence de. Ama bazen de kadın olmak kazançlı olmak demek tabi bu karakterine de bağlı. İnsanların bakışları ve iş ortamının koşulları yüzünden işimizden mesleğimizden soğuyoruz ya aslında kendime kızıyorum bu konuda... Yapmamalı, mesleğimizden bu şekilde vazgeçmemeli gibi geliyor ama sen şimdi ne güzel evlat sahibi de olmuşsun. Zaten çok kutsal bir mesleğin, görevin var yani. Evlatlarını büyütmek, büyürken yanlarında olabilmek her annenin isteğidir sanırım...


    Deren, hoşgeldiniz. Çok spontan bir yazı oldu, bir yandan düşünüp bir yandan konuşur gibi... Ama yazmak tehlikeli, insan farkında olmadan kaptırıyor anlatmaya, dağılmışım ben de biraz, beğenmenize sevindim. Sizin bakışınız da çok güzelmiş, çok rahatlatıcı. İşte hepimiz kendimizce başa çıkıyoruz olanlarla...


    Huzurum, öpüyorum seni :) Bu arada bir mail attım, öğleden önce dönersen bana icraatlarım olacak :))


    Nar çiçeğim, ben de şaşırdım yorumlara haklısın. Hepimizin acıları varmış 20 li yıllara ait meğer. Güzel oldu, herkes biraz analiz etti galiba... O araba yazım da teşvik üzerine yazılmıştı, biliyorsun ben yaptığımı yayınlıyorum genelde, yapılanların arasında da sohbet ediyorum ama direk sohbet ettiğim yazı en fazla üç tür... Çok sağol, desteğin için. Ben de senin uzaklarda olduğunu biliyorum ama her yayınında koşup geliyorum neler yapmış çılgın Narçiçeği diye... Neden çılgın onu da bilmiyorum ama hissediyorum sanırım :))


    Semi' cim, tam anlamıyla içimi döktüm evet, aldım çayımı önüme, konuştukça konuştum... Bir dokun bin ah işit gibi oldu. Dün Uğur Mumucu ile ilgili düşünürken o yıllarda fakültedeydim Ankara' da filan derken bir de baktım kendi geçmişime gitmişim. Herkese de ucundan dokunmuşum haklısın. 20 li yaşlarda bir kaç ciddi kararım da oldu benim; sonuçları hayatımı baştan aşağı değiştirdi bence ama şimdi olduğum yeri de onlara borçluyum. Hataları da sevmek lazım. O zamanlar boğulurcasına ağladığımız sonuçlar şimdi buruk bir gülümseme işte... Hadi sen de dal o zaman derinlere, varsay ki buluştuk, sohbet, muhabbet konu buralara geldi... Teşekkürler, tekrar...

    YanıtlayınSil
  31. Emel Hanım, biraz evvel yazdığım uzuuuun yorum bağlantı problemi nedeni ile silindi ama sanırım demiştim ki keşkelerin olmadığı bir dünyamız olsun hepimizin. Ama sanırım ben keşke dememeyi seçtim. Yani elbette benim de hatalarım, yapılmasaydı daha mı iyi olurdu dediğim eylemlerim var ama olsun hatalar da benim. Ben yaptım, Onları yapmasaydım muhtemelen şimdiki ben olmayacaktım. Daha mı güzel olurdu herşey, bilmem… Önemi de yok. Andan ve kendimden mutluyum sadece… Güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim.


    Aslı’ cım, uzun uzun yazmıştım ama bağlantım kesilince uçtu yazdıklarım. Bakalım yeniden toparlayabilecek miyim :) Sen kaç yaşında olursan ol yine de benim küçük kardeşimsin.
    İş hayatı duygusallığa izin vermiyor sanırım Aslı’ cım. Biraz sert ve kabuklu olmayı gerektiriyor e biz de onu beceremeyince dağıtıyor işte. Ben hep derdim ki iş hayatında hzuur çok önemli, bir arkadaşım da derdi ki o evde önemli iş hayatında huzur beklemek kabuslu bir uyku gibi… Haklıydı… Beklentin olmayacak ki kırılmayasın. Zor işler bunlar…
    Yazıyı yazarken tereddütü hissetmedim ama imla hatalarını kontrol etmek için okurken birkaç paragrafta tereddüt yaşadım, sonra da amaaaaan dedim koyver gitsin. İyi ki de demişim, bir çok kişi ile hemfikir olduğumu görmek beni mutlu etti. Bu arada ben de seni çok seviyorum :)


    Dilek Hanım’ cım sağolun, sıcak yorumunuz için de ayrıca. Ben de öpüyorum sizi :)


    Bir kase lezzet, hoşgeldiniz ve çok teşekkürler :)

    YanıtlayınSil
  32. Mavi’ cim, hepimiz içimizi dökelim be arasıra, nerede olursa olsun, ama dökelim ki şişmeyelim dimi :) Eşim konusundaki tatlı yorumun için sağolasın. Ben de öyle düşünüyorum, diyorum ki yanlış insanlar tanımasaydım hayatımda onu da üzer kırardım belki. En basit haliyle böyle… Bu da büyük bir armağan bana dimi, kıymetini bilmek lazım. Çok şükür :) Yeni evli sayılır mıyım? 2008, neredeyse 4 yıl oldu. Sayılırım dimi :)
    Saçlarım yıllardır uzun ve kestane, artık o kadar çılgın değilim. Kuaförüm bile ara ara gaza getirmeye çalışır "hadi değişik bir şey yapalım mı" şeklinde ama yok klasikten yanayım şimdilerde. Uzun düz kestane :)
    Ama sen beni dinle içinde patlatma anlat, kimseye anlatamıyorsan kendine anlat :)


    Nurten Hanım, uzun yorumunuz için çok teşekkür ederim. Aynı yaşlardayız sizinle ben de 94 mezunuyum işte. Bizim kuşakta ve öncekilerde hatta farklı bir his vardı minnet mi desem, vicdan mı bilemiyorum. Farklı bir saygı, hürmet ve özen. Azimle çalışmaktan izinsiz saatlerce haftalarca çalışmaktan yüksünmezdik ki. Şimdiki gençlerin bazıları (tam yaşlı ağzı oldu bu ama neyse başladım artık) mezun olur olmaz genel müdürlüğe oynuyor biliyorsuınuz, herşeyi bildiklerini düşünüp çok üzst düzey işler arıyor bulamayınca da tepe taklak oluyorlar. Biraz fazla çalışınca söylenmeye başlıyorlar ve çok dara gelince de kaçıveriyorlar. Hepsi değil ama yanlış anlaşılmak istemem. HErşeye kolay sahip olmanın yarattığı bir psikolji belki de. Bziim hatamız ya da işte yani yetiştirenlerin bilmem ki… Hayat da meslek de okulda öğrenilmiyor haklısınız; ben özellikle ilk şantiye işimde ustabaşımdan öğrendiklerimi hala hatırlarım. Yanıla yanıla yanılmamayı da öğreniyoruz bu da deneyim işte haklısınız, deneyim şart.
    Benden de sevgiler, tekrar teşekkür ederim vakit ayırıp okuduğunuz ve değer verip yorum yazdığınız için.

    YanıtlayınSil
  33. ben ismini öğrendim ama yine de Dharma demek istiyorum iznin olursa.
    Dharma'nın hayatında yerini ve önemini şimdi daha iyi anlıyorum.
    Hayat karşısında çabalamalarında memur emeklisi babanın, kardeşinin ve ihalelere dharma sayesinde gitmen de bunu açıkça dile getirmen kendini artık aşmış olduğunun bir kanıtıdır.
    Kompleksiz bir insansın.
    Hiç tanımadığın bir insanın seninle konuşacak o kadar çok konusu olabilir ki.
    Eskiden 1980^öncesi yetişen abilerimiz ve ablalarımız gibisin, benim gözümde.
    İnançları uğruna çarpışan, kişiliğinden ödün vermeyen bir devrimci ablamızsın.
    İyi ki şu yapmış olduğun pikeleri takip ettim.
    Bak nereden nereye geldik.
    Beklediğim gibi çok güzel bir yazı çıkmış.

    YanıtlayınSil
  34. anladım ki sen gerçekten içi dışı çok güzel bir insansın...
    e ben de boşuna cankız demiyormuşum di mi? :)))

    YanıtlayınSil
  35. Hypo, ne diyeceğimi bilemedim ki ben şimdi... Açıkçası 'aşmış' diye ifade etmen beni çok onurlandırdı keşke o kadar olsa ya da inşallah o kadardır. Köşelerimden ve komplekslerimden arınmaya çalışmakla geçti son yıllarım. Egomu alt etmeye çalışarak...
    Hele 80 öncesi kuşakla özdeşleştirmen karşısında söyleyecek söz bulamıyorum. İnançlarım uğruna çok karın ağrısı yaşadım yine o yıllarda ama sonra sonra yumuşadım biraz daha yani ödün vermek anlamında değil uymayan insanları görmezden gelerek, hayatımdan çıkararak.
    Çok teşekkür ederim, mutlu ettin beni yorumunla :)

    YanıtlayınSil
  36. Figen ablacım, sağolasın, senin sevgin başlı başına bir değer benim için :)

    YanıtlayınSil
  37. bu kadar olur!sanırım senden cesaret alabilirim:)ne mi diyorum.günlerdir elim yani pğarmaklarım yeni yazı yollaya gidiyor sonrada geri dönüyor.günlükten avunuyorum:)
    aynı kuşağın çocuklarıyız tahmin ettiğim kadarıyla.o zamanların o anlayışıyla büyüyen biz çocuklar aynı filmlerinde ağlayan,dostluğu,aileyi,sevgiliyi ve işini aynı anlayışla sahiplenebilen çocuklardık.şimdi öyle değil ozamanda öyle olmayanlar vardı elbette.bazen yada sık sık karşımıza çıkarlar.hani bir söz vardır bir şey sizi öldürmüyorsa güçlendirir.galiba güçlenmek için karşımıza çıkıyorlar.böyle polyanna gibi düşünmek istiyorum :))aman yorumu toparlayamadım.içerden "annneeeeeeeeeeeeee acıktım "sesleri gelirken konsantremde gitti:)sen çok güçlü,sağlam ,azimli ve yaratıcı bir kadınsın.diliyorumki bundan sonrasında hayatına ne alanda olursa olsun öyle insanlar çıkmasın.hayat daima güzel bir kadının zarefetiyle,mis kokulu bir çiçeğin rahiyesiyle ,bir bebeğin masum bakışlarıyla gelsin.ayy umarım saçmalamadan ifade edebilmişimdir duygularımı.yüzünü görmediğim halde varlığını bilmekten ve hayatımda olduğunu sezebildiğim bir insan oldun.iyiki geldi.hoşgeldin.sevgiler..

    YanıtlayınSil
  38. Çok da güzel anlatmışsın Alanay' cım. Hatta bayıldım ifadene: "güzel bir kadının zarefetiyle,mis kokulu bir çiçeğin rahiyesiyle ,bir bebeğin masum bakışlarıyla". Çok sağol, tüm güzel dileklerin için. Hepimiz için gelsin o güzellikler. Ayrıca çok sağol, birbirimizin hayatında olabildiğimiz için :)
    Demek ki neymiş sen de en kısa zamanda daha fazla oyalanmadan yeni yazı yolla kısmına doğru yola çıkıyorsun. Hadi bakalım.

    YanıtlayınSil
  39. ne güzeeel bir yazı bu.
    bence mutlusun.
    :)

    YanıtlayınSil
  40. birazdan yollayacağım.bekliyorum:))kahveni al gel:)

    YanıtlayınSil
  41. Cok yorum gelmis.. Ben seni tutmiyim diycem..;))))
    Anacim calismiyorum falan diyorsun.. Sadece bu yorumlara cevap yazmak bile saatler alir. Ben bugün is yerinde senin yazdigin yorum cevabi kadar mail yazmadim diyim sen anla..;))))))

    Sana diyecegim su.. Cok güldüm cilgin narcicegine...
    Ben de senin gibi sadece yaptiklarimi yayinliyorum ya.. Heee bir de börülcenin incileri var.. (firlattigi iri cakil taslari diyesimde geliyor ya arada..;)))

    Bu nedenle yazmiyorum iste ama sana diyim bir görsen beni.. Sessiz birseyim..;))) Benim cilginligim düsüncelerimde, yazdiklarimda.. El islerimde..
    Kusura bakma buraya yazdigim icin .. Konu ile alakasi yok ama... Ama mail adresin yok ki.. Bulamadim blogta..yoksam oraya yazardim..cok özel;) sen simdi bu yaziya da cilgin dersin;)))

    YanıtlayınSil
  42. Deep, evet çok şükür mutluyum :)


    Alanay' cım geliyorum :)


    Nar çiçeğim, özü çılgınım benim :)) Ben yorumlar konusunda herkese tek tek cevap yazmazsam rahat edemiyorum. Hani özenmiş değer vermiş bana hitaben yazmış okuyan kişi ben de ona verdiğim değeri böyle gösteriyorum kendimce. Dolayısıyla bazı günler 3-4 saat geçiyor makine başında, dediğin gibi bir nevi mesai :))
    Ayrıca hiç kusura bakmam sen yaz :)

    YanıtlayınSil
  43. canım benim n4e güzel anlatmışsın.. insanın daha da devamını okuyası geliyor bilesin :) ben şimdi okumuştum hatırlıyorum ama genede ilk yazına gidiyorum.. hayat bir gemi yoktur yelkeni misali hepimiz bir şekilde hayatımızı yaşıyoruz kuşum.. başarıların ve mutlulukların sonsuz olsun!!! muck

    YanıtlayınSil
  44. Nilgün' cüm çok sağol :) Sen blogumun ilk takipçilerindensin söylediğim gibi... Özelsin biliyorsun, ara ara yazarım artık ben açıldım :))

    YanıtlayınSil
  45. sen galiba yorumlara en uzun yanıt yazan bilokçusun. tebriks :)

    YanıtlayınSil
  46. selam,
    bloğunla yeni tanıştım...sanırım tam bir tanışma postuna denk geldim...ne güzel anltmışsın....sevgiler

    YanıtlayınSil
  47. Deep ya çok gevezeyim, ya da yorumları çok önemsiyorum. Ya da söyleyecek o kadar çok sözüm var ki başlayınca susamıyor hiç bir fırsatı kaçırmıyorum :)


    Chfashiontrend, hoşgeldiniz. Aslında bir hobi bloğu bu ama evet siz farklı birposta denk geldiniz. Çok teşekkür ederim. Tekrar görüşmek üzere :)))

    YanıtlayınSil
  48. Ne güzel bir insansın sen.İyi ki yazıyorsun,buradasın.
    Öpüyorum.

    YanıtlayınSil
  49. Tülin hanım, iyi ki buradayım ve sizleri tanıdım. Çok sağolun, ben de sizi öpüyorum.

    YanıtlayınSil
  50. okurken kendimi, çalışma yıllarımı ilk verdikleri maaşla eve aldığım bir kilo tatlıyla bir aylık kazancımın bitmesini hatırladım..
    tekstilde çalışmak zordur diye düşünürdüm ama öğrendim ki her meslek zordur.
    20 li yaşlar hayata karşı durma yıllarıymış yeni 30 olmuş biri olarak bakış açım değişti artık:)
    evrene gönderdiğim mesajlarım var buda kaderdir demiyorum biliyorum kader var ama allah bize akıl vermiş. istediği hayatları yaşıyor insanlar yıllar bunu öğretti bana ve hayata ne olursa olsun gülümsemeyi:)
    sevgiler

    YanıtlayınSil
  51. Sağol Deep.


    Sevgili Aylin hoşgeldiniz. Ben de bir dönem Ankara' da bir çatı katına 5 milyon kira öderken 8 milyon maaşım vardı. Haftanın 7 günü bir şantiyede çalışırdım. Cep telefonları yeni çıkmıştı, sevgili patronuma 80 milyon cep telefonu faturası gelmişti de dudağım uçuklamıştı ki ben 3 milyon ile ayı geçirirdim... Bütün ay makarna bulgur :))
    Mücadele etmek önemli o yaşlarda. Hoş ettim ettim de başbakan mı oldun ya da yatlarım katlarım mı var, yok ama bizi biz yapıyor işte o mücadele. Tıpkı senin de söylediğin gibi... Sağol

    YanıtlayınSil
  52. yorumun yanıtlamıştım. acaba okuyormusun ki yanıtları.
    :)

    YanıtlayınSil
  53. bi de senin sağdaki sürekli gelenler listesi yanlış olmalı.
    :)
    günde en az iki kere giriyorum bloguna.
    :)

    YanıtlayınSil
  54. Deep, eğer senin blogundaki Berlin Kaplanı yazından bahsediyorsan evet okudum tabi ki :)
    Listemi de kontrol ettim. Güncelledim sorun yok görünüyor ama bilmem ki... Belki de benim müdahale edemediğim bir problemdir.

    YanıtlayınSil
  55. Canım yazını ve yorumların hepsini okudum hemen hemen.Hayat böyle bir şey işte. Mücadeleler, zorluklar yaşanmadan bir yerlere gelemiyorsun yada mutluluğu bulamıyorsun. Ben 47 yaşındayım ve 3 yıl önce emekli oldum, emekliliği daha düşünmüyordum ama çalışma hayatı çok zor. Kimi zaman amirlerinle anlaşamıyorsun kimi zamanda iş arkadaşlarınla yada çekemeyen kaprisli insanlarla. Eminim bir çok insan bu durumlarla karşılaşıyordur. Yeter ki, umutsuzluğa kapılma daha güzel günler göreceksin. Hayat seni hep güldürsün, başarı ve mutluluk senin olsun :)) Sevgilerimle..

    YanıtlayınSil
  56. Ilknur Hanım, çok teşekkür ederim. O kadar uzun zaman olmamış aslında bu yazıyı yazalı ama hiç dönüp bakmamisim buralara. Tekrar okudum ben de sayenizde... Çok detaya girmisim gereksiz, kaldırsam mı diye bile düşündüm ama...
    Çok tesekkur ederim katkılarınız ve guzel dilekleriniz için.

    YanıtlayınSil

Diğer yazılardan

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...