İsmim Lara Bulut. Burası aslında anne kişisinin mekanı ama baktım çok boşlamış, ben bir şeyler yazayım bari dedim bakmayın darbe dediğime aslında tamamen iyi niyetle ve yardım maksatlı burdayım.
Belki biliyorsunuz annem, babam ve teyzem benim dünyaya gelişimi 3
Mart olarak planlamışlardı aslında ama 28 Şubatta annem teyzemi arayıp dedi ki “ ya bu kız yarın gelmeye kalkarsa”
Hiç olur mu deli miyim ki ben o gün dünyaya gelip 4 yılda bir
doğum günü kutluyacam. Evet sabırsızlanıyordum
gelmek için çünkü sığamıyordum artık yerime ama o kadar da değil. Sanırım
teyzem de dedi ki anneme “ne kadar geç alırsak o kadar iyi. İçerdeki gelişimini
tamamlasın ufaklık, ciğerler vs…” Ki asıl 11 Mart tarihinde doluyordu sürem, 9
ay 10 gün hikayesi… Bu arada bilmeyenler için
söyliim teyzem jinekologdur.
İşte o gün karar vermiştim aslında ben erken gelmeye. Madem ki
annem erken gelebileceğim konusunda şüpheli demek ki gelinebiliniyor yani beklemem
gerekmiyor o zaman beklemem ben de dedim. Hoş teyzemin ellerinden merhaba
deseydim dünyaya iyi de olurdu ama çok daralmıştı artık yerim de içim de…
1 Mart günü annem yalnız başına evde otururken çalışmalara başladım,
o da hafiften hissetti sanırım ki yine teyzemi aradı, şüphelerinden bahsetti
ama başka kimseye de çaktırmadı, babam dahil… Akşam onlar yemek yerken ben de
nihayet amacıma ulaştım ve etrafımı saran keseyi yırtıp en azından biraz suyu
dışarı attım ki biraz yer açılsın.
Neyse bütün buraları biliyorsunuz zaten benim asıl anlatmak
istediğim son zamanlarda yapabildiklerim:
- Artık kesinlikle daha az ağlıyorum ama ağladım mı da dört dörtlük ağlıyorum yani. Sesim olsun, gözyaşlarım olsun, el kol hareketlerim olsun… Öğrendim bu işi ama sadece bir ihtiyacım olduğunda ağlıyorum, acıkınca mesela… Sonra geçenlerde çok uykum gelmişti misal; bir türlü uyuyamadım ve sinirlerim bozuldu, en iyi ağlama performanslarımdan biriydi bence. Annem o günü kaydetmiştir kesin aklına.
- Sadece ağlamıyorum bildiğiniz gibi mırıldanabiliyorum da, hatta annem yanıma oturup agu aaaa eee gibi sesler çıkardığında canım isterse taklit ediyorum, çok eğleniyor beni de güldürüyor. Anlasa daha derin muhabbetlere de giricem ama yok; biraz daha eğitmem lazım anne kişisini, henüz hazır değil…
- Şimdi ben farklı ihtiyaçlarım için farklı sesler çıkarabiliyorum ya annem de artık beni anlamaya başladı çok şükür, ama geçen gün babama söylerken duydum “acıktığında farklı, uykusu geldiğinde farklı ağlıyor bu kız; bu da yeni adet” diyordu çok güldüm, ben artık anlıyorum demiyor da. Şaşkın kadın…
- Şapka ve eldivenlerimi bir ay önce çıkardı anne kişisi, fena da olmadı sıcaklamaya başlamıştım ama geçenlerde fark ettim ki saçlarım dökülmeye başlamış, strese girdim, yerine yenileri çıkar dimi, ya çıkmazsa. Ayrıca ben tırnaklarımı uzatayım diyorum ama uyuyorum uyanıyorum bir bakıyorum yine kısalmış. İlginç, nasıl oluyorsa artık, annemin içindeyken süper uzatmıştım oysa neyse çözerim bu gizemi de elbet…
- Gülümsemek her zaman favorimdi annem bahsetmiştir belki; şimdi bir adım ötesine geçtim, gülümserken ağzımı biraz daha açıp ses de çıkarabiliyorum; özellikle sabahları anneme ve babama bolca gülümsüyorum ki gün boyu ne istersem yapsınlar… Gerçekten çok işe yarıyor.
- Bu “agu” ne demek bilen varsa Allah rızası için söylesin. Anne kişisi bir süredir sürekli karşıma geçip aguluyor. Ben de ne demek istediğini anlamaya çalıştığım için dik dik bakıyorum yüzüne… Ben bakıyorum o aguluyor ben bakıyorum o bekliyor, baktım olmayacak ben de aguladım. Oymuş meğer arkadaş. Anne kişisi sevinçten deliye döndü. Akşama babama anlattı agu dedi diye ne olmuş ki dedim içimden yine söylerim, söyledim de; baba kişisi de çok sevindi. Ben yine söylerim canlarım siz yeter ki mutlu olun.
- Bana bir sürü oyuncak aldılar, ses çıkaran (çıngırak mı ne adı) küçük bir kuzu, zebra ve inek, sonra yumuşak bir mavi eşek ve bir de kuzu var yine beyaz, el kuklasıymış o. Ben o kuzulara bayıldım, ikisine de. Beyaz rengi seviyorum, asaleti var bi kere. Sürekli o ikisine bakmak istiyorum, anne kişisi de anladı zaten sürekli onları uzatıyor önüme önüme… Acaba annemin beni sürekli kuzucum diye sevmesinin etkisi olabilir mi?..
- Şu el kuklası olan kuzunun yüzü çok matrak, ona bakarak uyumayı pek sevdim, geçenlerde emzik bile almadan uyumuşum ona bakarken, anne kişisi pek mutlu oldu. Emzik sevmiyor bu kadın, babama göre emziği kıskanıyor, ne varsa kıskanacak, onun yeri ayrı anne kişisinin yeri ayrı…
- Günlük programımı yaptım, dayatmalara olum bittim karşıyım zaten, doğum gününü bile kendi belirlemiş bebeğim bugüne bugün. O nedenle anne kişisinin bir takım düzen çalışmalarına pabuç bırakmadım tabi ki… Sabahları erken uyanmayı seviyorum, yataktan çıkamıyorum şimdilik ama edebimle bekliyorum beş on dakika; uyanmazlarsa başlıyorum taciz atışlarına. Ama anne kişisine helal olsun tek gözü açık mı uyuyor nedir ilk tacizde uyanıyor hemen; bir de güler yüzlü kerata günaydııın diye atlıyor yanıma ben de gülümsüyorum işte bahsettiğim gibi; keyfi yerine geliyor sonra tüm gün motivasyonu yüksek oluyor sayemde, kimi zaman öğlene kadar kahvaltı etmesine bile izin vermiyorum ama kızmıyor, kızamıyor. Gün içinde istersem iki üç kez uyuyorum, bazen yarım saat bazen iki saat canım nasıl isterse. 3 saatte bir süt içmem lazım bilemedin 4; akşamları da saat sekiz buçuk gibi banyomu yapıp uyumak istiyorum; banyo gecikirse de çok kızıyorum. Alıştırmamak lazım bunları yoksa hemen şımarırlar ben bu düzeni kolay kurmadım ki, biraz saygı lütfen …
- Henüz kafamı tam olarak tutamıyorum ama kollarımdan tuttuklarında kalkmaya çalışıyorum. Kafamı tutmam da an meselesi; kaldırabiliyorum misal ama narin boynum çabuk yoruluyor. Az kaldı az…
- Bir de kucakta çok kalınca sıkılıyorum. Ben küçükken anne kişisinin kucağında uyumak istediğim hatta uyuduğum günler oldu tamam itiraf ediyorum ama sevmiyorum artık ben kucakta uyumayı. Bir kere hava sıcak zaten ter içinde kalıyorum kucakta çok kalınca. Tamam sevsinler, kucaklarına alıp ara sıra sarılsınlar ben de istiyorum ama uzayınca başlıyorum söylenmeye, Allahtan anlıyorlar bırakıyorlar da koltuktaki tahtıma rahat rahat yatıyorum sereserpe…
- Anne kişisi telefonla konuşurken kulaklık kullanıyor. Ama yanımdan ayrılamıyor tabi ki, dibimde oturuyor; eğer konuşma uzarsa sesler çıkarıyorum ki anlasın kısa kessin; daha da anlamazsa ağlar gibi yapıyorum, karşı taraftaki anlıyor hemen kapatıyor; annemin “ya şakacıktan yapıyor inanmayın siz ona” dediğini de duyuyorum ama insanlar anlayışlı valla hiç dinlemiyorlar anne kişisini… Telefon kapanıp kulaklık çıkınca da gülümseyerek veriyorum mükafatını.
Benden bu kadar şimdilik, feci uykum geldi, geç bile kaldım; sonra da uyanıp
sütümü içerim, oooh hayat bana
mı güzel ne...

