Counter

27 Mart 2014 Perşembe

Ütüden psikolojiye en bi derin (!?) analizler

40 yaşından sonra ütü yapmayı sevmeye başlamam hayra alamet midir bilemedim. Ya ben değiştim, ya hayat, ya da ütüler. Hayatım boyunca söylenmeden sinirlenmeden ütü yaptığımı hatırlamam. O ütüler dağ gibi olurdu da ben kendimi hazır hissetmiyorum diyerek ertelemeye devam ederdim. Sonra evde giyecek gömlek kalmayıp dağlar sıradağ olmaya başlayınca, içimden de olsa, söylene söylene yapardım işte. Geçenlerde yine bir ütü destanı, a-a bir de baktım yoo daralmıyorum hatta ufaktan şarkı mırıldanıyorum. Şaşırdım ve bu tespitimi sizinle paylaşmadan rahat edemedim.


Malum memleket güllük gülistanlık, bir barış havasıdır, bir refah, bir huzur, bir istikrar, bir dürüstlük, bir nezaket, sıhhat afiyet demeyin gitsin. Herşey o kadar yolunda ki hükümet artık farklı işlere de el attı, ses sanatçılığı, montaj dublaj işleri, yaşam koçluğu, menajerlik, avukatlık, herkesin adına düşünmek (bizler yorulmayalım diyerekten), insanları etiketlemek, bölmek, sınıflara ayırmak oo neler neler. Kendimi de sevdiklerimi de süper güvende hissediyorum. Eee ben de ne yapayım sıradan halk olarak sağlığımı korumaya çalışarak bütün enerjimizi tüketiyorum. Aynı durumdayım sizlerle mutluyum yani.

Kendimi yorgun, halsiz, daralmış ama enteresandır patlamaya hazır bir barut fıçısı gibi de hissettiğimden kendimi ev işlerine vurdum bir süredir. Lara iki yaşını doldurdu enerjide tavan. Sürekli hoppa hoppa bapalım, kuduyalım, besim yapalım, hamuf yapalım, sakyanalım şeklinde taleplerle geliyor ki gününün yarısı parkta oynayarak geçiyor zaten ama tükenmiyor o enerji, şükür çok şükür. Ne anlatıyordum nerelere geldim bilemedim ama netice şu ben boş oturmayı zaten sevmezdim ama bu ara hiç oturamıyorum, kendimi sürekli meşgul etmem ve hırpalamam lazım. Nasılsa benim adıma düşünen bir hükümetim var ben boşuna düşünüp o güzel kafamı yormayayım diyorum ama durmuyor kafa işte ben de çareyi bu işlerde buldum galiba.

Planlama harikası battaniyeler, Lara ve babasının bisikletine kaplumbağalı çantalar, hiç yapmadığım kadar sarmalar dolmalar, kekler çörekler ve elbette temizlikler tabloların kapıların üstlerine kadar toz almalı, kulak pamuklu, diş fırçalı ovmalı çitilemeli ve Lara' nın çoraplarına kadar uzanan ütüler yapıyorum.
 



Pazar gününü iple çekiyorum bu arada tabi ki. Bir an evvel önümüzü görebilelim diye de aynı zamanda. Umutlu muyum, illa ki umut olmadan yaşanmaz malum ama korkuyorum da aynı zamanda; herşeye rağmen olanlar bütün açılığı ile gözümüzün önünde ama gören var görmeyen var hatta görmek istemeyen var. İnşallah hepimiz için hayırlısı olsun.

Oy verelim de hele...


4 yorum:

  1. Sevgili Ülker, ütüyü ben de severim lakin başlayana kadar ben de çoook tereddüt eder, çoook biriktiririm, misal şu anda ütü sepetinde hala geçen yazdan kalan, upuzun eteklerimden üç adet var, zira her ütü yapmamda tansiyonum düşüyor (belki de çıkıyor) başım dönmeye ve midem bulanmaya başlıyor, "kalsın, daha yaza çok var nasılsa!" diyor ve bırakıyorum. İtiraf ediyorum bazen de masa örtülerini bırakabiliyorum :)) ütü yaparken dizi izlemeyi çok seviyorum :)
    Ne güzel bir çanta olmuş o öyle ve ne de güzel bir bisiklet o öyle. Çantayı yazmışsın ama tepesindeki bayrağı unutmuşsun. Çok şeker(siniz) :)
    Yahu sıkılınca nasıl kendini temizliğe vurabiliyorsun şekerim, ben niye yapamıyorum hiç bunu, çok sıkılsam da patlasam da temizlik aklıma hiiç gelmez ki benim, çok tembelim çoook :(
    Allah başımızdan eksik etsin, sahiden de bizim yerimize lüzumsuzca düşünen ve uygulayanlar var maalesef. Dur bakalım, ne kaldı pazara, şayet uyanmışsık milletçek, geleceğim bu yorumun altına bir "Çak" demeye, yok uyanamamışsak da geleceğim binbir kederle ve diyeceğim ki " kobik" :(( Umut gönlümüzün ekmeği... Hadi inşallah Ülkercim....

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Allah tepemden baksın ben Esen' cim nasıl farketmedim senin yorumunu. O kadar yazmıyorum ki bloga o kadar ihmal ediyorum ki senin canım yorumunu bile kaçırmışım affet.
      Halimiz kobikten de beter en son Yalova' da olanlardan sonra söyleyecek sözüm bitti benim. Ankara, Antalya, hadi canım olur mu bu kadar derken hadi hop Yalova gitti. Pes pes pes.....
      Bak nazarın değdi bu arada bu aralar inanılmaz tembelim yazlık kışlık operasyonu dışında hiç bir şey yapmadım :))
      Sevgiler can arkadaşım.

      Sil
  2. Galiba biraz yaşayınca insan, ütü yaparken geçmişteki bazı şeyleri düzeltiyor gibi hissediyor kendini, tencere dibi ovarken bazı kalp kırıklarını tamir ediyor, elde bez dolaşırken evini, en başına gidip hayatının, baştan kuruyor sanki...Bana da iyi geliyor artık, ki hiç merakım yoktur öyle sileyim, ütüleyeyim, yıkayayım...Terapi gibi oluyor yaş ilerledikçe..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Elif hanım, nasıl naif nasıl güzel bir tasvirdir o. Aynen söylediğiniz gibi sanırım. Hayatta düzeltemediklerimizi düzeltiyoruz ütü ile; sanki sevdiklerimize yemek yaparken yesinler isterken belki bir şekilde dolduramadığımızı düşündüğümüz boşlukları doldurmaya çalışıyoruz. Çok teşekkürler güzel katkınız için. Sevgiler size de...

      Sil

Diğer yazılardan

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...