Counter

11 Mayıs 2014 Pazar

Bu bir anneler günü yazısı değildir.

En çok Ella' yı seviyor demiş miydim?

Emma, Şuşu, Çilek, Pepee, Caillou ve Minnie sürekli ortalıkta. Herhangi bir yerleri yok. Heryerdeler ama Ella başka. Bir öpüşü var ki onu, beni öyle öpmüyor. Hatta beni bu ara öpmüyor, yanaklarımı tırmalıyor (uykuya dalarken), sarılıyor, kucağıma gel (kucağına al), eyimi tut, buraya kit(buraya gel) filan diyor ama bir tane öpsene deyince hayır anlamında kafasını sallıyor hem de sırıtarak. Ben öpeyim o zaman diyorum yine kafasını sallıyor ve menim nanaaam (benim yanağım)diyor. Tabi ki senin yanağın çocuum diyorum da bu durumda öpemiyorum. O zaman niye soruyorsun derler adama dimi. Teklifsiz öpüyorum genellikle çok niyetliysem elinden, ayağından, kolundan, yanağından artık neresi denk gelirse.


Bu aralar bir de -cim -cım ekleri başladı bolca, anane, babaanne mest, baba bulutlarda (ki hep babacım diyor), Ellacım, Şuşucum, Emmacım gırla ama annecim nadir...

Geçenlerde 5 çayı yaptık evdeki kalabalıkla, Emmacım sen de iç, Ellacım sen de iç diye diye dizdi fincanları önlerine, onları da koltuğa sıralayıp. Legolardan da pastalar yaptık rengarenk. Şimdi hergün bir posta yapıyoruz bunu; bazen 1 dakika en çok 5 dakika
sürüyor. O kadar hızlı sıkılıyor ki. Gün içinde televizyon kapalı sadece Caillou ve Pepee zamanları var; bir çoğunuz gibi Pepee' yi ben de çok sevmiyorum ama o seviyor.

Eğer hava bozuksa ve parka çıkamamışsa (mesela son üç gündür) o zaman halimiz duman, sıkılıyor çocuk haliyle ve sürekli aktivite arıyor, top, balon, yakalamaca, kitap, sticker, hamur, araba, uçak, resim, arkadaşım eşek(Barış Manço çok popüler bu ara evde, günde en az 10 kez dinliyoruz ve dansediyoruz) ve biyas yaaya bakalım(biraz Lara bakalım demek fotoğraflarımı videolarımı izlesek ya telefondan demek) durumları...

Şimdi ben bunları neden anlatıyorum: Hem unutmamak için, hem de...

Anneler günü yazısı yazmak istemiyorum çünkü çok abartıldığını ve fazlasıyla metalaştırıldığını düşünüyorum son zamanlarda. Annene küçük ev aleti ve mücevherat aldığın (bebeysen aldırdığın) bir gün olmasını içim almıyor(bakalım bir kaç yıl sonra da böyle mi düşüneceğim yoksa nerde benim mikserim mi diyeceğim?? :)).

Neyse uzun mesele, insanın (özellikle kadınların) annesi(ve anneliği) ile uğraşması da sevgisi de sorgulaması da bitmez. Ki bu konuda benim de zamanında bırlanmışlığım vardır. Her anne kendi bildiğinin, elinden gelenin; en iyisini, en doğrusunu yapmaya çalışır evladını yetiştirirken. Ve bizi doğuran bir kadındır ama şanslıysak büyürken bir sürü annemiz olur...  İşte bu vesile ile tüm kadınların anneler günü kutlu olsun, bir öpücük, bir kucaklama; olamıyorsa içten bir telefon o da olamıyorsa bir dua...

Lara' cım bunca lafın (ve bu bol parantezli yazının) özü yarın Ella' yı istediğin kadar öp tabi karışmam ama mümkünse beni de öp. Bir de "annecim" alabilirsem üstüne değmeyin keyfime.

Sevgiler, iyi pazarlar. 

4 yorum:

  1. Sen de bendensin:) Benim de kutladığım yok. Anneler uzakta, yanımda olsalar da alacağım bir çiçek, ötesi yok:)
    Geçen gün izlediğimiz haber sonrası bir araştırma kanımı dondurdu. (tabii ki yabancı kanallardan birinde) Bilinen şeyler elbette ama istatistik olarak insanın gözüne sokulduğunda pek de hoş olmuyor. Dünya üzerinde evinde suyu olmadan yaşamaya çalışan, su bulabildiği yerde ancak yıkanabilen insanlardı söz konusu. Her tür hastalık, pislik vs. Biz burda renkli, güzel kıyafetler giyelim diye yaşları küçük, hatta çocuk sayılabilen insanların çalıştığı fabrikalarda boyanan kumaşların kirlettiği nehirlerde kimyasalların içinde ancak yıkanabilen insanlar...
    Şimdi tüm bunlardan kafanı çevir ve içinde bulunduğumuz hayatlara bak! Abartılan bebek/çocuk doğum günleri, baby shower partiler ve sonu gelmeyen diğer "marketing" mucizeleri...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle çok çok özür dilerim Semicim nasıl atlamisim ben yorumunu. 1000lerce olunca işte seninki arada kaynadiysa artık.
      Sözlerine sonuna dek katılıyorum bir tüketim çılgınlığıdır gidiyor ve dayatılan kadar tüketmeyen de ezikleniyor, garipseniyor. Bu nasıl bir zihniyetse...

      Sil
  2. ne kadar doğru yazmışsın! sevgili semide öyle.anneyi her gün yad etsek bile zaten yetişemeyiz hakkını vermeye.bu yıl oğluşum bana ölmek üzere bir saksı çiçeği almış.önce anlayamadım.bana beceriksizce hediye ederken biliyorum solmuş ama senin ona çok iyi bakacağını düşünerek özellikle bunu aldım dedi bana.kızım dalga geçti onunla ama ben anladığımda gözyaşlarımdan bişey zaten göremez olmuştum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kıyamam ona; hassas çocuk. Ne güzel ne anlamlı bir hediye almış aslında. Gözlerim doldu benim de. öp benim yerime de tatlı evlatlarını Dolunay'cım.

      Sil

Diğer yazılardan

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...