Counter

9 Ağustos 2014 Cumartesi

Kaptanın Seyir Defteri Bezsiz 12. gün

Hep kötü kötü yazıp bırlanacak değilim ya; bu iyi günün sonunda yazmasaydım olmazdı elbet. Evet evet iyi bir gündü şükürler olsun.

Bir önceki yazımı okumuş olan can ciğer kuzularım, o kadar kahrımı çektikten sonra sevincime de ortak olun istedim.

O kadar oturmayı reddediyordu ki Lara klozete (zaten lazımlığı hiç kullanmadı bezi bıraktıktan sonra) dedim ki herhalde hazır değil bu bebe. Ben hazırdım da ne oldu gerçi dokuzuncu günde posaya dönmüştüm. Ama hani insan beklenti içine girmeyeyim, süreç bir ayı bulur filan diyor kendi kendine de o forumlar, bloglar yok mu, o üç günde bitti, beş günde mutlu son diyenler yok mu? Beklenti içine giriyorsun ister istemez, kıyaslama yapmasan da. Umut işte,

Neyse efendim sordum ben de dayanamayıp 10. günün daral bir anında derin nefeslerin ardından
- Lara' cım tekrar bez bağlamak ister misin annecim?
Derin sessizlik, uzun bir es, kesinlikle ikilemedim çünkü duyacaklarını bal gibi duyuyorlar biliyorsunuz ama sessizlik uzadı uzadı ve ekledim:
- Lara' cım duydun mu beni? Öte yandan bezi öyle kötülemişim ki bebek işi, üstelik sana uygun bez kalmadı filan diye. Çocuk nasıl evet desin diye de düşünüyorum bir yandan. Diğer yandan da ya evet derse ne halt edeceğim diyorum. Cevabından korktuğun soruyu sormamayı bileceksin değil mi? Konuşmak kolay tabi.

Ama cevap uzun süre sonra HAYIR diye geldi de yüreğime sular serpildi. Hoş hayır dedi de ne oldu? Aynı usul devam ettik bu güne kadar. Öyle bir psikoloji ki kafanı duvarlara vurmak istiyorsun, biliyorsun geldi çiş ama hayır diyor, eskaza banyoya gitmeyi kabul etse oturması ile kalkması bir oluyor ve salonda kıvranırken bırakıyor. Hep aynı durum. Bu süreç de hep mızırdanarak yani. Bir de anlattım ya sürecin yan etkilerini, kısalan uykular, uykuya geçiş sürecindeki uzama filan.

Bu süreçte beni ayakta tutan geceleri uyandırmadığım halde sabahları kuru uyanması idi ki demek kontrol olayını çözdü diyordum hep. Ama size uzun uzun anlattığım gün bilgisayarı kapattım ve yatmaya giderken kontrol edeyim dedim ve yatak ıslaktı. Uyandırmadan değiştirdim herşeyi ve dedim ki sabah ola hayrola ve sabah saatlerinde sordum o tehlikeli soruyu işte. Bir de o gün artık benim laçka sinirlerim dayanamadı ciddi ciddi kapıştık iyi mi?

Şöyle ki yine kıvranıyor çişi gelmiş ama götüremedim tuvalete (ısrar etmemek adına) hemen ardından dondurma istedi bir de, ki dondurma (ev yapımı minnak bi şey) ödül. Çişe ödül yani.
Dedim ki olmaz kusura bakma veremem.
Bir bağırdı bana bebe ŞİMDİ HEMEN İSTİYORUM şeklinde. Ama ne bağırma...
Ben de muhtemelen gözlerimi belerterek ve sinirden titreyerek bana bağırma diye heceledim. Hemen ardından bir kez daha bağırdı. Derin üç nefes aldım arkamı döndüm ve sonrasında sakince
Kalbimi çok kırdın, özür dile lütfen dedim.
Hayır dedi çok net, zaten gergin bebe, ne özrü. Peki dedim yine döndüm arkamı konuşmamaya karar verdim (biliyorum çok yanlış hareketler bunlar ama nasıl gerildiysem artık).
Geldi arkamdan, klasik repliği "Kucağıma gel" dedi(kucağına al), özür dilemeden olmaz dedim. Su istedi, verdim ama bakmıyorum yüzüne. Oturdum koltuğa, yanıma oturdu, koluma dayandı, poğaça yiyor bir yandan tabakta kalmış sabahtan. Ben kalkmaya niyetlendim hemen ardımdan fısıldadı, "bi daha hiç bağırmam anne". Günlerin doluluğu ile ben orda ağlardım da zor tuttum kendimi, tamam o zaman dedim, bunu özür olarak kabul ediyorum, lütfen kavga etmeyelim. Sarıldım öptüm. O da sarıldı sıkıca. Ama hemen ardından ben kavga seviyorum demez mi usul usul? İlla muhalefet edecek iki yaş bebesi işte ne olacak.

Dün yani 11. gün baktım klozetle derdi var; şu merdivenli olanlardan alayım bari belki sever özenir de kullanır dedim ve gösterdim ona da ister misin diye; pek biğendi, tamam dedi verdik siparişi. Ama dedim ki o gelene kadar (ki pazartesi anca gelir) umut yok herhal. O gün de sadece çişinin geldiğini anladığım zamanlar (ki artık çok net anlaşılıyor) sordum, hep hayır dedi hep kaçtı.

Geldik bugüne 12. caaanım güne. Sabah uyanırken telkin ettim kendimi bol bol sakin, kötü bir gün olacak hazır ol şeklinde ve sabah uyanınca itiraz etti gitmedi tuvalete ama o ne iki dakika sonra gidelim dedi gittik yaptı. Hemen bir ödül daha uydurdum kumbaraya para atma, sonra da o paralarla bisiklet alacağız dedim, aaa bisikleeet dedi hevesle. Artık dedim her çiş yapışında iki para atacağız. İkinci gidişimizde yine ağlamak üzereydim ama o da oldu, ardından 5 kez hiç kaçırmadan kullandı tuvaleti. Oldu bu iş kıvamına geldim ben yine saf saf :) Sonra bir kaka krizi yaşadık olsun onu da atlattık. Dışarı çıkalım dedim, deneyelim bakalım. Oysa ne bozuyorsun günün keyfini dimi, iyi başladı bırak iyi bitsin, niye riske giriyorsun (diyorsun) da bacım 12. gün oldu dikkatini çekerim evde birbirimizi yeme noktasına geldik, ayrıca evde bu çağda bir oyun bebesini oyalamak da benden geçmiş, yoruluyorum hopla, zıpla, danset, koş. Portatif lazımlığı ve yedek ayakkabıya kadar her şeyi yüklendim. İlk tuvaletinin geldiğini anladığım yer yolumuzun yarısı idi, hemen teçhizatı kurdum kuytuya ama olmaz diye tutturdu. Ben de dönüyoruz o zaman dedim. Tamam dedi o da. Oturdu pusete, döndük eve, ortalama 20 dakika içinde filan. Tuttu bu arada çişini, eve geldik içeri girdik ve doğruca koltuğa oturup bıraktı :) Tamam dedim yine istemeden kaçırdın farkındayım, bir dahakine yetişiriz tuvalete ama bir dahaki de yere kaçtı. Olsun neticede bugün en iyi gündü bence ve yediremeyerek, emeklerimize acıyarak, konduramayarak geri adım atmayı acı acı düşünürken bu bir mesaj gibi geldi. Yani an itibariyle diyorum ki geri dönüş yok. Bir ay da sürse devam(gerisini bilemem, düşünemem şimdilik) hele şu merdivenli rengarenk tuvalet adaptörümüz gelsin de.

Bu arada bu bebe portatif lazımlık kullanmayacak ise biz bu çocukla nasıl sokağa çıkacağız merak içersindeyim, ama şimdi düşünemeyecek gibiyim.

Yarın oy kullanmayacak kimse yoktur herhal değil mi? Olamaz ülkenin bu koşullarında. Ama ola ki keyfi için, zor geldiği için, tatil planları alt üst olacağı için oy kullanmayacak olanlar var ise ve onlar çoğunlukta ise zaten bir süre sonra sokağa çıkılmaz olur. Allah hepimizi korusun.

Trafolara kedilerin girmediği, fırtınasız elektrik kesintilerinin yaşanmadığı, ordan burdan sahte oy pusulalarının taşmadığı bir seçim diliyorum hepimize.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Diğer yazılardan

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...