Counter

5 Kasım 2014 Çarşamba

Hayat, sen plan yaparken olan biten, arkandan gülen; zaten yoldur biliyorsunuz hedef değil. Böyle..

Muhteşem başlıklı destansı durum bildirimime buyrun; afiyet olsun şimdiden.

Bu iki üç yaş arası ne yaman bir dönemmiş. Meme bitti, emzik bitti, bez bitti, kreş geldi, karakter şekilleniyor, hayatımız külliyen değişiyor.

Sendromların start aldığı dönem olmasına da hiç şaşmamalı çünkü bu kadar değişim, bu kadar hız her bünyeyi sallar; bu küçücük bir çocuk ise daha çok sallar bence ama kimi uzmanlar onların daha kolay adapte olduklarını bizim abarttığımızı düşünüyor. Ben kendi çocuğumu bilirim sadece.


Bir süredir yazamıyorum çünkü kafamı toparlayamıyorum. Bir yandan değişimlere ayak uydurmaya çalışıyoruz ailecek, bir yandan da sorgulamalar iç hesaplaşmalar tükenmiyor. Bir de hastalıklarla uğraştık ufak tefek de olsa salladı geçti hepsi. Malum kreşle beraber hayatımıza bir de hastalıklar girdi ki kimi ateşle geliyor kimi kuru öksürükle, çok şükür Lara atlatıyor doğal yöntemlerle; bana geliyor ben malum yaşlı bünye daha zor atlatıyorum, sonra babaya gidiyor, en zor da o atlatıyor. Hayatımda ilk kez 40 derece ateş gördüm ki ateşi idrak etmem bile bir kaç saat sürdü. Gözlerim alev alev yanıp vücudum kırılırken akıl edip ateşimi ölçtüğümde dereceyi görünce minik bir şok yaşadım. Sırtıma bıçaklar batıp bütün vücudumdan ateşler çıkarken anneler hasta olmaz ulennn yatmayacağım işte diye diye kovdum hastalığı ama bir haftaya kalmadan bu sefer midemden ve başımdan vurdu hain virüs işte o zaman direnemedim yarım gün yattım. Bu süreçte de karardım kaldım işte.

Bu arada bayram geldi geçti, ablam geldi gitti, annem ve babamı gördüm bayram süresince çok şükür. Uzun uzun anlatırım aslında o günleri  de konu dağılmasın şimdi; malum çok uzuyor sonra toparlayamıyorum.

Lara bu ara gerçekten çok büyüdü. Ne ifadeler, ne pozlar, ne roller.. Kreşin de etkisi ile sosyal yönü fazla fazla gelişti herkese mavi boncuk dağıttığı gibi cilveler gırla, bir de ilginin üzerinde olduğundan emin olunca tatlı tatlı şımarıp "şımaydım" demiyor mu :)

Büyüyünce mağara adamı olmak istiyor bu ara. Öncesinde itfaiyeci ve arkeolog demişti bir kaç kez. Mağara adamı derken tam olarak ne demek istediğini bilemiyorum ama Mağara Bebeği kitabındaki adamı kastediyor olabilir fekat neden "adamı" bilemiyorum neden mağara kadını değil?

Giyinip soyunurken dayanamıyorum öpüyorum rastgele; geçenlerde dedim ki "hiç öpmeden çorap giyilir mi, giyilmeeez" o günden beri sürekli hiç öpmeden giyilmez ki yerleşti diline ama her şekilde kullanıyor, "hiç su içmeden yenmez ki, hiç istemeden gidilmez ki," ..

Her sabah uyanır uyanmaz ilk soru "anne bugün neyeye gidiyoyuz?"  Tabi ki "okula" cevabı en sevmediği cevap. Evet alışamadı henüz. Ama haksız da sayılmaz. O çok sevdiğim, sıcaklığına ama aynı anda sistemine de bayıldığım, çalışan sirkülasyonu en az okullardan biri olarak ün yapmış okulda Lara' nın şanssızlığı mı benimki mi bilemiyorum ama üç öğretmen değiştirdi Lara; dördüncü değişim yolda.

İlk değişim Lara' nın yaş grubu ve biraz daha küçük yaş fazlaca kayıt almaları nedeni ile sınıfı ikiye bölmeleri ile yaşandı. Lara' nın ilk öğretmeni daha küçük grupta kalırken bize 4 yaş grubunun öğretmeni Şeyda geldi ki ona kısa sürede alıştık ikimiz de ve ağlayarak gitse de kapıda kucağına atlıyordu öğretmeninin. İlkokul için okuldan ayrılana dek Şeyda ile devam edeceğiz sanıyordum ve mutluydum çünkü ben de çok sevmiştim Şeyda' yı. Hatta son bir hafta hiç ağlamadan ayrıldı ve artık akşamları ağlamadan kucaklaşıyorduk. Ama Ekim ayının ikinci yarısı birden Şeyda ile de ayrılacağımızı öğrendik. 4 yaş grubunun mevcut öğretmeninin ani bir sağlık problemi çıktı ve ayrılması gerekti, yeni işe alınan öğretmenin o yaş grubunda hiç deneyimi yoktu ve öğretim yılı başladığı için de en iyi öğretmenler genelde yerleşmişti. Müdiremiz kendi tabiri ile kılı kırk yararak almıştı bu öğretmeni ve bir hafta boyunca Şeyda ile birlikte girdiler sınıfa. Fakat ben bu öğretmene bir türlü ısınamadım. Lara da ısınamadı çünkü. Her geçen gün biraz daha zorlandı Lara okula gitmek için. Bayram nedeni ile 5 gün ara vermemize rağmen dönüş zor olmamıştı ama Şeyda sınıftan ayrılınca işler değişti.

Ancak on gün dayanabildim. Sınıfta Lara' yı bir kaç gün izledim farklı saatlerde; katılıyordu, tamam mutsuz değildi ama mutlu da değildi bence. Kapıda Lara ile ayrılmak her geçen gün bir öncekinden zor olmaya başlayınca konuşmanın zamanı geldi yönetimle. Pazartesi günü uzun uzun anlattım hislerimi, gözlemlerimi ve dedim ki "ben kendi kendime söz verdim bir değişimi daha kaldıramayacağım diye ama bu şekilde devam etmektense son bir değişime razıyım. Ya da biz yollarımızı ayıralım." Lara kendi öğretmeni dışındaki bütün öğretmenlerden bahsediyor akşamları ve hepsini sevdiğini söylüyor; farklı şekilllerde ifade ediyor ama sevdiğini hissettiriyor. Bir tek kendi öğretmenine gelince sıra geçiştiriyor resmen. Bir sürü döküldüm işte. Öğretmen ile benim iletişimim de kırık döküktü zaten. Ama bu öğretmenin kalıcı olmadığını da hissediyorum zaten deyince ben müdüremiz de döküldü. Son bir değişim olacakmış zaten.. Sınıfa yeni bir öğretmen başlamış bir kaç gün önce ve kademeli olarak devralacakmış sınıfı. O da uzun uzun anlattı kendi açısından yaşadığı talihsizliği ders yılının ortasında uzman öğretmen bulmanın sıkıntılarını bizlere karşı mahcubiyetini vs.vs. Yine çok uzattım neticede Lara, en titizlendiğim konuda hiç beklemediğim bir adreste ve hiç öngörülemeyecek şekilde mağdur oldu.

Eğer okulun Müdüre'sine bu kadar saygı duymasam ve inanmasam Şeyda' dan sonra alırdım Lara' yı zaten ama öte yandan diğer öğretmenleri de çok sıcak, sevecen ve ben de Lara gibi değişime zor adapte oluyorum. Lara' nın diğer öğretmenler hakkında coşkuyla bir şeyler anlatmasına bayılıyorum. Onlardan da ayırmak istemiyorum neticede...

Sınıfa yeni başlayan SON (dilerim) öğretmeni ilk kez görmeme rağmen dün, sevdim. Sanırım Lara da. Hatta akşam ismini kullanmaya başladı bile.

Bilmiyorum hangisi hayırlı ama bu durumlarda insanın içi asla tam anlamıyla rahat olmadığı gibi, neyin doğru olduğunu da kestiremiyor bir çok zaman. Konuş dur kendi içinde, düşün dur kukumav kuşu gibi. Belki aradan biraz zaman geçtikten sonra amma basiretim bağlanmış diye kendime kızacağım, belki bütün talihsizlikler bizi mi buluyor bu okulda yahu ama müstahak bana diye köpüreceğim, belki de aman ne iyi olmuş hislerime güvenerek okuldan vazgeçmediğim diyeceğim; gerçekten bilmiyorum. Hayırlısı..

Bu arada ben de harıl harıl iş aramaya, Lara için örgülere ve film izlemeye devam ediyorum. Bir tek okuyamıyorum bu ara eskisi gibi o da kafamı toplayamadığımdan.

Biliyorum arayacağım bu günlerimi, biliyorum bunlar daha iyi günlerim, biliyorum bazı anneler cık cık cık dedi bana okurken ama yorum yazmak isterseniz motive edici yorumlar olsun rica ediim; yani tasvip etmeseniz de usul usul girin konuya içimi kaynatmayın emi? Malum ben yeterince kaynatıyorum kendi kendime.

Seni mi kırıcam Esen' cim. İşte aşure fotoğrafı da geldi. 
Aşure ayınız mübarek olsun kaynatmak deyince aklıma geldi; sağolsun Esen'in motivasyonu ile yine aşure kaynadı bu sene de evde.

Hayat işte uzuuun ama kısacık bir yol; plan kaldırmayan ama plansız da yaşanmayan..

Sağlık olsun. 

10 yorum:

  1. "Motivasyon" mühim :) Aşure'den tut da bi damlacık çocuğun okul macerasına kadar :) Diğer adı "Güdüleme" ama motive edici faktörleri sıralamayacağım sana zira bugünlerde öğrendiğim Örgütsel Davranış dersi konusu olsa da iş hayatına dair öğrendiklerim, burda sökmez yani :)
    Sen bilirsin en doğrusunu, çocuğunu en iyi sen tanıyorsun şekerim, içinden geldği gibi hareket ediyorsun zaten sen, çocuğuna da kulak veriyorsun, o da sana ipuçları veriyor zaten, gerisini azcık da "kadere" teslim et, çünkü okul ve öğretmen konusunda bazen plan yapmamak, şartları zorlamamak daha iyi gibi (Bkz. ablamın bir dünya bağışla iyi öğretmen diye verdiği okulda, ikinci ayda öğretmen değişimi gibi!)
    Hastalıklar fena vurmuş, geçmiş gitmiş olsun canım, bir daha da uğramasın :)
    Çok güzel pozları kuzunun, maşallah ona :)
    Öperim çok (keşke aşure resmi de koysaydın :(

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. :) Güldürdün beni yine ve her zaman olduğu gibi :)
      Bu bıdıklara hiç bir taktik işlemiyor an geliyor. Kimi zaman usul usul yiyorlar motivasyonu ama kimi zaman da ne kadar uğraşsan boş. Lara' nın okul konusu zaten erken mi acaba, sıkılır mı, şöyle mi böyle mi derken üç ayını dolduruyor ama aksiyonsuz günümüz yok, okulda izleyip eğleniyor olduğunu görmesem zaten devam edemezdim bu kadar çünkü sabahları ne kadar motive uyansam da kendi adıma okul yolu tam bir kabus :)
      Planlar hangi işte tam tutmuş ki zaten bu kadar titizlenilen bir işte tam tutsun diyorum ben de ve kararlı bir şekilde söylediğin gibi iç güdülerime ve Lara' nın tepkilerine güvenerek devam ediyorum.
      Hayırlısı Esen' cim, aşure fotoğrafını da ekledim bu arada Lara' nın kurabiyeleri eşliğinde.
      Sevgiler, teşekkürler, ben de öperim. Bir gün ben de Ali Deniz' inkiler gibi gülen eğlenen Lara' lı okul yolu fotoğrafları koyucam elbet. Bu yıl olmasa da seneye, kısmet. Gözü olanın gözü çıksın :))

      Sil
  2. Ülkerim içini hep bişeyler kemiriyor bu annelerin. Kreşe de gitseler, bakıcı da baksa, anneanne de baksa, okula da başlasalar, aklını kemiren düşünceler hiç bir yere gitmiyor. Doğru mu yapıyorum, yanlış mı soruları, neye göre doğru neye göre yanlış diye düşünürsek, asla işin içinden çıkamayız. Ece de çok öğretmen değiştirdi. kreş dönemini atlattık şimdi 4 sene beraber okuyacağı ilkokul öğretmenine geçtik ama bazen anlattıkları, " hoppala " dedirtiyor. malum artık devletteyiz. gidip içini de dökemiyorsun " ya çocuğa takarsa" diye geçiriyorsun aklından.
    O yüzden sen ve yüreğin Ülkerim. Bir de Lara'mı dinle.
    Minie Mouse ma bayıldım. bittim. Allahım esirgesin.
    Bir de o küçük motifleri merak ettim ben. Aşure nefis görünüyor. Allah kabul etsin canım. Öperim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın Nilhan' cım. O içindeki ürperti, soru işaretleri hiç gitmiyor hep kafanda. Yüreğinle hareket etmek en doğrusu bence de, neticede hiç bir kitap senin çocuğunu senden iyi tanıyamaz.
      Devlet okulu benim de hala ilk tercihim tüm bu bozuk düzene rağmen Nilhan' cım; öte yandan çocukların güzel zihinlerini ne şekil bilgilerle öğretilerle doldurduklarını takip etmek önemli ama nasıl. Söylediğin gibi gidip konuşmak da tam çözüm değil. Ne yapmak lazım bu durumda, bilemedim şimdi ama çok zor bir durum...
      Sağol Nilhan' cım Allah hepimize kolaylık versin. Çocuklarımızı iyi insanlarla karşılaştırsın.
      Minnie' li elbiseye Lara da bayıldı, çok teşekkürler. Motifler de battaniye olacak inşallah ama kaç seneye biter bakalım :)
      Ben de öperim, seni, Ece' mi, Melek kızımı da kokla benim için pamuk yanaklarından.

      Sil
  3. ne güzel anlatmışsın herşeyi..çocuklarımız büyüdükçe (dertleri demek istemiyorum) sorumlulukları da artıyor.. öğretmen konusunda yaşadığınız şansızlığa gerçekten çok üzüldüm.. anneler çocuklarının mutsuzluğunu mutlaka hisseder.. siz tatmin olamadıysanız eminim lara da sevememiştir.. inşallah en kısa zamanda rayına oturur herşey..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim :) Desteğiniz için ayrıca teşekkürler. İnşallah, hep sağlıklı olsunlar ve mutsuzlukları hep kısa sürsün. Sevgiler size de tatlı prenses Diloş' a da :)

      Sil
  4. Üzerinde titiz olduğun konu olunca şanssızlık sizi bulmuş gerçekten. Önemli olan okula güvenmen, iç ses önemli. Sana şunu söyleyeyim, elbette Lara`nın yaşı için öğretmenin sürekli olması, güvenilirlik açısından çok iyi. Öğretmen sorunu hep var, inan bana her okulda var. En basit örnek: geçen yıl Peer Ole 6.sınıftaydı ve 3 kez İngilizce öğretmeni değişti. Okula sorsan geçerli sebepleri çok. Yabancı öğretmenler bazen alışamıyor, geri dönmek istiyor. Kimi okulun kurallarına alışamıyor, kimi sınıfa hakim olamıyor vs.
    5.sınıfta ODTÜ mezunu matematik öğretmeni berbat çıktı. Öğretmeni velilerin zoruyla çıkarmak zorunda kaldılar ve yıl içinde okullar için iyi öğretmen bulmak oldukça zor. Neyse öyle böyle diğer öğretmenlerin programıyla oynandı, halledildi sorun. Ve matematik gibi bir ders ancak ertesi yıl gelen iyi bir öğretmen sayesinde toparlandı. Böyle şeylere elbette kızıyorsun veli olarak, ancak başka okullardan velilerle konuşunca anlıyorsun ki hiçbir şey göründüğü gibi değil. Okula kızdın diyelim aldın çocuğu, bu tam bir çözüm olmuyor çoğu zaman. Okul okul gezen bir veli grubu var, bir bakıyorsun çocuğun 3. okulu mesela. E bu da hiç iyi değil. Her okulun sistemi farklı, kuralları farklı vs.
    Bence okula ve sistemine güveniyorsan en iyisini yapmışsın. Şimdi öğretmeni beğenmedin ve alıp başka bir okula verdin diyelim. Bu kez Lara`da şöyle bir algı oluşacak. "Beğenmediğim bir durumda annem nasılsa okulumu değiştirecek" gibi.
    İki sene önce Peer Ole en sevdiği arkadaşıyla ayrı sınıflara düştü. Okul aile birliğindeydim o dönem, aram iyi yönetimle. Nazım geçer yani. Oğlan yalvardı sınıfımı değiştir diye. Yapmadım, hayır konuşmam dedim. Çünkü her sene sınıflar karışıyor ve bunu bir kez yapsam çocuğun algısı değişecek. Yapmadığım için artık gelmiyor bu konuyla ilgili bana:)
    Neyse çok uzatmayayım:)) Okul konusu hiç bitmez, arada gene yazarız nasıl olsa:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağol Semi'cim. Okul değiştirme süreci çok daha kötü tabi haklısın. Alıştığımız herkesten bir anda ayrılmak ve yeni bir sisteme adapte olmaya çalışmak daha çok zorlar ikimizi de. Ben yolun başında olduğum için henüz çok can sıkıcı geldi tabi bana durum bir de dediğin gibi en titizlendiğim konu iken. Çocuklara o her dediğim oluyor zsten kozunu da vermemek lazım ayrıca. O da zaman içinde söylediğin gibi daha xan sıkıcı durumları getiriyor. Ama okula reaksiyon olarak öyle türlü çeşit sorunlar çıkıyor ki evde bazen kafayı yemek üzereyim diye düşünüyorum kendi adıma. Sakinligimi koruyup gözümü kulağımi açık tutmak dışında care yok şimdilik. Şanssızlıklar hep olacak demek ki hazırlıklı olmak lazım her koşulda.
      Teşekkürler yüreğime su serptin tekrar.

      Sil
  5. anneler en doğrusunu bilir :)) çünkü onlardaki sezgi kimsede yoktur tabiki çocuğu adına.gidişat sezgilerini doğrulamış zaten.yanlış bişey yapmıyorsun.ben buhatayı yapıp sisteme güvendim olan çocuklarıma oldu.o yüzden sezgilerini dinlemeye devam et.
    eğitim sistemimizin içine edildiğinden (çok afedersin) yetişen öğretmenlerde çoğunlukla sorunlu.mesela yıl geçen ortaokul olunca okulumuza yaklaşık 80 öğretmen geldi.2 yıl önceki kadrodan 30 40 kişi kaldık.140 a yakın öğretmeniz.her birini tek tek tanımıyorum ki zaten mümkün değil.sadece davranışlarını ara sıra gözlemleme şansım oldu.kimi çocuk sevmiyor ki farketmek beni dehşete düşürüyor.çocuk sevmeyenin bu işte ne işi var ama yaaa.bana cellattan farklı gelmiyorlar.öğretmen yetiştiren kurumların ve sağlıkçı yetiştiren kurumların çok çok özel olmaları ve kesinlikle kriterlerini tekrar elden geçirmeleri gerekir.geleceğimizi emanet ediyoruz bu insanlara.ama ülkemizde yanlış giden o kadar çok şey varki.öğretmen seçmek cümlesi çok itici geliyordu bana.ne demek pazardan meyve mi seçiyoruz.ama seçilmeliymiş.ve kesinlikle öğretmen olduktan sonra değil öğretmen olmayı talep ettiğinde.
    aman bu konuda yazacak konuşacak çok şey var bitmez yani.kısacası sen bildiğin hissettiğin yolda git tebiki abrtmadan :))
    Allah kabul etsin canımcım nefis görünüyor aşureler.
    ama en başta yazmam gerekeni sona bırakmışım:LARA! yarbbim tam sıkıştırmalık öpmelik görünüyor.kocaman bir MAŞALLAH kızıma.rabbim yüzü gibi bahtınıda güzel eylesin.öp yerime bol bol öp! :)

    YanıtlayınSil
  6. Dolunay'cım yazdıklarına sonuna kadar katılıyorum çok teşekkür ederim güzel yorumun için. Ben daha yolun başındayım biliyorum ve tabi ki tedirginim çünkü çocuklar o kadar güzel hissediyorlar ki sevgiyi ilgiyi ve sevgisizligi. Hassaslar çok ve unutmuyorlar hiç bir şeyi. Bu kadar ısrarla istememesi beni düşündürüyor tabi ki. Anlamaya çalışıyorum sürekli tartiyorum hareketlerini sözlerini davranışlarını. Lara kendini çok güzel ifade ediyor istediğinde. Her baslangıç zor elbet ama işin içinde çocuk olunca daha bir zor. Biliyorsun işte. Sağol.

    YanıtlayınSil

Diğer yazılardan

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...