Counter

25 Ağustos 2011 Perşembe

Yazmak ya da yazmamak; yapmak ya da yapmamak...

Uzuuuun, neredeyse bir aylık bir aradan sonra nihayet elim erdi de yeni bir kayıt açabildim. Sizlerin sayfalarına yazdığım yorumlar dışında hiç bir şey yazmadım ne buraya, ne kendime; sadece kafama... Yani sizi ihmal etmiş olabilirim kabul, ama aldatmadım. :) Genelde tembellik yaptım evde ama fikri tembellik değil. Bolca okudum, bir sürü film izledim ve ara ara da elime bir şeyler aldım, kestim biçtim, yapıştırdım, söktüm, boyadım, yıkadım :))

Yani kendimce paylaşmaya değer bir şey mi bulamadım, fotoğraflayıp yazmaya mı üşendim bilemiyorum. Belki de antisosyal bir dönemimdi, kabuğum pek kalındı dışına çıkamadım. Önemli olan netice, işte buradayız :) Demem o ki hiç bir şey üretmiyorum, üretsem de paylaşıp çoğaltmıyorum vicdan azabı içerisinde geçti bu bir ay. Daha önceki yoğun Ağustos' lara sayayım dedim ama... Bu yazı da Ağustos ayının özeti olsun kabul ederseniz.

Hala okunmayı bekleyen kitaplarım, izlenmeyi bekleyen filmlerim, yapıştırılmayı bekleyen duvar stickerlarım, dikilmeyi bekleyen kumaş ve onlara göre modellerim; kesilip silikonlanmayı sabırla bekleyen keçelerim yanında yaptıklarım ve yapacaklarım huzurlarınızda vefalı arkadaşlarım.



Önce kitaplarımdan başlamak isterim. Ne de olsa hala en çok onları seviyorum ve hala onlar olmadan yaşamak çok ağır ve karanlık olurdu benim için. İşte bu ay okuduklarım :

Tavsiye ederim demek istemem ama sorunuz olursa seve seve yanıtlarım. Sadece söylemeden geçemeyeceğim özellikle Kadın beynini okurken kendimi anlamak adına bir sürü adım attığımı hissettim ve Akif Manaf' ın kitabını okurken de kafamdaki bir takım karanlık noktalar aydınlandı, bazı sorular cevaplandı. 

Gelelim bu ay okunmayı bekleyenlere : 
Hepsini çok merak ediyorum. Kürk Mantolu Madonna' yı okumuştum ama unutmuşum. İskender' e başladım iyi gidiyor zaten bu kadın kim ne derse desin bir sihirbaz; Hakan Günday da son zamanlarda takip ettiğim genç yazarlardan. Onu da pek merak etmekteyim. 

Sıra geldi yaptığım bir giysi kurtarma operasyonuna. Bu beyaz gömleği bir kurtarıcı niyetine her fırsatta giyiyordum geçen yıl, özellikle dar pantolonlarla;  

ama bu yıl kollarım mı kalınlaştı yoksa ben mi bilemiyorum kolları pek bir rahatsız etmeye başladı beni. Yaş ilerledikçe giysilerin boyunları rahatsız etmeye başlamıştı annemi, sürekli eliyle açmaya çalışırdı kazakların, penyelerin boyunlarını o hesap. Bu kollar da beni kastı. Kollarımı rahat kaldırıp indiremiyordum mesela, önemli :)  Ben de kestim gitti. Neydi ne oldu:

 Bir de pens attım iki taraftan ki potluk yapmasın. Yapmadı sağolsun.
Pek bir rahatladı püfür püfür. Siz sağ ben selamet, kollarım da rahat bir nefes aldılar :)


Bu ufak çaplı dikiş hikayesi, büyük hedeflerim için antrenman niteliğinde tabi ki. İşte karşınızda dikilmeyi bekleyen kumaşlar ve modeller :

En üstteki kumaşı çerçeve yapmak için almıştım o yüzden pek bir az almışım. 1 mt kadar. O yüzden çok emin değilim ne dikeceğim konusunda, bermuda olabilir, etek ya da bir mini elbise; bakalım. Ortadaki çizgili kumaş sanırım ev pantolonu olacak. Alttaki siyah kumaş da eşim için ev pantolonu olacak mümkün olan en bol paçasından. Artık bekleyip göreceğiz, kısmetse olur değil mi? Modellerim de aşağıda. Burda Haziran sayısı sağolsun: 






Bu arada yaptığım en faydalı çalışmalardan biri de günlük takılar için bir askı alanı oluşturmaktı. Ben takı almaya bayılırım ama takmayı pek beceremem. Yani unuturum genellikle. Daimi takılarım saatim ve alyansımdır. Hadi bir şeyler takayım dediğimde de kutularından çıkarıp denemek zor gelir ve neyse deyip vazgeçerim genellikle.
Hep diyordum ki şöyle hepsini asabileceğim bir duvar panosu olsa da gözümün önünde dursalar, kırk yılda bir takmak istediğimde üşenip vazgeçmesem. Baktım ki söylemekle olmuyor, kimse de yapacak değil, ben yaptım. Eski bir mantar panom vardı ofis günlerimden kalan; onu siyah jarse kumaşla kapladım ve takıları da ona iğneledim. Pano da yatak odası duvarına dekor oldu. Fotoğraflar an itibari ile çekildiğinden (gece gece) net olmayabilir ama fikir verir yine de:



Bakalım takabilecek miyim artık. Yine kısmet diyorum. Bakalım görelim :)

Son olarak halihazırda uygulanmış duvar stickerlarından örnekler var. Koridor ve banyo. Mutfak ve salona ayrıca koridor ve banyoya yapıştırılacak diğerleri de bekliyor ama onları da yapıştırınca göstereyim dedim.

Koridorda kelebekler  var, içleri dolu. Girişten itibaren koridor boyunca karanlığı aydınlatan rengarenk kelebekler...



Banyoda da aynı kelebeklerin sadece dış hatları. Bunları kesmek biraz uğraştırıcı oldu ama atmaya kıyamadım asıl kelebekleri çıkarınca geride kalan çizgileri.
 Alttaki kedi de mutfak için düşündüğümüz stickerın parçası aslında ama burada daha sevimli oldu bence.


İşte Ağustos böyle geçti arkadaşlar. Hala sabırla okuyanlarınız var ise içten teşekkürlerimi sunarım. Çok konuştum ama uzun zaman konuşmayınca birikmiş, kendimi durduramadım.

Aslında çok şey yapmışım gibi duruyor oysa hile yapıp biriktirdim ama iyi ki de biriktirmişim, kendi gözümde kendimi akladım "o kadar da tembellik etmemişim canııım" diyerek hepinize şimdiden iyi tatiller iyi bayramlar diliyorum. Nice ramazanları ve bayramları barış ve özgürlük içinde huzurla, sağlıkla yaşayalım.

Haydi selametle...

25 yorum:

  1. uzun zaman oldu diyorsun ama dönüş muhteşem dolu dolu:)) bluzde pens uygulaması süper fikir ellerine sağlık

    YanıtlayınSil
  2. Neyse, atlatıyorsun demektir kabuk içi operasyonunu :)
    Mevsimle alakalı birşey olsa gerek. Ben, sonbahar insanıyımdır ve şu bir ayın sıcak halleri geçsin diye bekliyorum.
    Kadın beyni ve ego' yu okumaya karar verdim ben de. Beynimizi yalnızca biz çözüyoruz. Erkeklerinkini de... Onlara hiçbişey bırakmıyoruz (!) Hay allah! :))

    YanıtlayınSil
  3. Teşekkürler Örgüçantam, işte dolu dolu olmasa da bol gevezelik :))

    Proje çantacım, tembellik kesin mevsimle alakalı bence de. Bunu kabul etmiş durumdayım. Haziran doğumlu olmama rağmen ben de kış çocuğuyum. Üşümeyi terlemeye tercih ederim. Kadın beyni özellikle tanıdığımız ama tanımlayamadığımız hallerimiz için ideal, rahatlatıcı. Özellikle kız çocuğu olanlar mutlaka okumalı aslında. Ego nedir nasıl aşılır daha çok soru cevap tarzında bir kitap ama o da beni pek rahatlatan aydınlatan bir kitap olmuştur. Bakalım sen nasıl bulacaksın?

    YanıtlayınSil
  4. Öğleden sonra, üzerimdeki rehaveti atabilirsem, bir kapalı yol, Atatürk Cad., Işıklar yapayım diyorum. Bu sırada kitaplara bakacağım. Ben de haziran çocuğuyum. 'Yaz çocuğu yazı sever, kış çocuğu kışı' na inanmıyorum. Çocuklarım sonbahar çocuğu ama yaz, deniz, güneş delisiler.

    YanıtlayınSil
  5. ellerinize sağlık, zaten kitap okumak kendiniz için yaptığınız en iyi şeylerden değil mi:) meraklıları merak ediyorum ben de...

    YanıtlayınSil
  6. kitapla geçen zaman dolu doludur şarj olmak gibi.asıl bundan sonrasında kendi süzgecinizden süzülen fikir ve yansımaları neler olacak.?pano,kelebekler,gömlek yenileme çok güzel.güle güle kullanın...

    YanıtlayınSil
  7. Yavaş yavaş bütün yazdıklarını okudum. Sonucundada başım döndü inan :) öyle çok şey yapmışsınki, bu fotolar onun kanıtı zaten.

    Kadın Beyni kitabını listeye aldım :)

    Gömlek çok güzel ve modern olmuş, ellerine saglık.

    Takı tutucu çok iyi fikir, bende yaptım :)

    ama kelebekler öyle hoşlarki, öyle güzel olmuşlarki, bayıldım..

    Rengim, ellerine aklına saglık..

    YanıtlayınSil
  8. Sevgili Ecerce, Meraklılar 3. sırada sanırım Eylül içinde okunacak ancak. Richard Bach insanın içini aydınlatan bir yazardır. Sıkı takipçisiyim.

    Haklısın Alanay, kitap olmadan yaşam eksik ve zor gelir bana da. Ama kimisi iz bırakır, üzerinde bolca düşündürür, insanı derinlere götürür, içinde kaybolursun; kimisi de okunur biter, eğlendirir ama unutulur, bakalım yeni kitaplarım nasıllar. Teşekkürler beğenilerin için.

    Aslına bakarsan Aslı' cım, biraz kuru gürültü, biraz laf kalabalığı evet biraz da iş :)) Kadın beynini bakalım sen nasıl bulacaksın. Benim çevremdeki bütün kadınlarda farklı bir iz bıraktı :) Çok sağol değerli yorumların için.

    YanıtlayınSil
  9. Bu arada Proje Çantacım gidebildin mi Işıklar' a?

    YanıtlayınSil
  10. Gittim. Ama bir telaş! Bizim delikanlının antrenmanına yetişmek lazımdı. Hiç birşey anlamadım. Trafik çok sıkışıktı falan... Bence sen daha evden çıkma :))

    YanıtlayınSil
  11. :) Ben de dün akşamüstü bir şansımı deneyeyim dedim sahil yolunda yürüyüşe çıktım ama dönerken bir hışım "daha çıkılmaz" diye söylene söylene döndüm. 15 gün daha sabretmek lazım. Dün gölgede 38 di, nem ve güneş faktörü ile hissedilen 48 dedi hava durumunda.

    YanıtlayınSil
  12. just amazing!! butterflies idea is creative my dear :)

    YanıtlayınSil
  13. Elif Şafak'ın iskenderi de okuyacaklarım arasında.Güzel bir blogunuz oldugunu da belirtmeden gecemeyecegim...:)

    YanıtlayınSil
  14. Hoşgeldiniz :) İskender' i bitirdim bu arada Hakan Günday' ın kitabına geçtim. İskender okunması yine çok keyifli, karakterleri çok iyi tanıtan ve kurgusu çok keyifli bir kitap, çok sevdim ben.

    YanıtlayınSil
  15. Merhaba. Seni dürtmeye geldim :)))
    Canlan biraz diye...

    YanıtlayınSil
  16. :)) Ne iyi ettin. Ama az kaldı inan. Şu üç ayı (!)atlattım birinci güzellik, bugün ilk defa karşılıklı camları açtığımda evimde tatlı serin bir esinti hissettim iki, yapılacaklar listeme bile göz attım üç. Sağol sağol sağol :))

    YanıtlayınSil
  17. Keyifli bir blog paylasimlarinin devamini dilerim...

    YanıtlayınSil
  18. hepimiz sanırım bu yaz böyle olduk... eh hali ile oruç da vardı bir ay.. ama sonbahara yaklaşmaya başlayınca bende bir mutlu oldum doğrusu.. serin serin rüzgarlar ve düşen yapraklar!!!

    YanıtlayınSil
  19. Bluz harika olmuş, dikilecek kumaşlar sıraya girmiş, okunacak kitaplar okunmuş, boncuklar dizilmiş, yaz rehavetini atlat artık yeni öncülükler beklemekteyim:)) Balkon olmasın yanlız önümüzdeki seneye kadar:)))

    YanıtlayınSil
  20. Nesliname çok teşekkürler, hoşgeldin :)

    Nilgün' cüm, buralar hala çok sıcak 10 Eylül itibariyle. Yaşamak için ne kadar yanlış bir yer seçmişim dedim bugün kendime yine. Bu memleket ne zaman serinleyecek bilmiyorum ama Eylül ayını pek severim ve sadece onun gelmesi bile beni biraz ferahlattı. Ufak tefek birşeyler yapmaya da başladım ama paylaşmaya değer midir bilemedim.

    Fiamma' cım okunanlar okunmuştu zaten okunacaklar da okundu :) Yaz rehaveti bana pek bir yerleşti haklısın, her gün bir şeyler yaparken ve yazarken şimdi ayda bir yazmaya başladım filan. Ama başladım çalışmaya, gerçekten. :) Bu arada bizim meşhur klima bozuldu, İklimsa geldi kondansör mi kondansatör mü nedir bir şeyi değişti üstüne bir de temizlik yapıldı iç dış, bir sürü masraf, ardından 2 gün sonra klima yeniden bozuldu. Pes dedim. Balkon çalışması yapmam artık merak etme. Keşke yapmak isteyeceğin kadar beğeneceğin şeyler yapabilsem tekrar :))

    YanıtlayınSil
  21. Yaparsın yaparsın, klimacı klimayı görünce ne dedi merak ettim. kıyamamıştır sökmeye:)Sizin oralarda büyük ihtiyaç, tamir olmuyor mu şimdi, değiştirdikleri parçalar garantiyi uzatıyor aklında bulunsun, yenidenücretsiz bakıma gelmeleri gerek bozulduysa.

    YanıtlayınSil
  22. Klimacı önce "boyamışsınız bunu" dedi şaşkınlıkla ben de direk "boyadığınız için bozulmuş" diyecek diye gardımı aldım, dedim "boyadık ama yani koruyarak..." Adamcağız "yok yani hanfendi ondan demedimdi güzel olmuş diye dedim" şeklinde toparladı durumu :) Bu hafta arayacağım tekrar hatta pazartesi. Hala klimasız oturulmuyor zaten. Allahtan evde iki klima var ve ev küçük olunca bir tanesi tüm eve yetiyor Fiamma! cım.

    YanıtlayınSil
  23. banyoda kelebekler hımm çok güzel sevdim cnm bu fikri bu arda hoşşşgeldinn:D

    YanıtlayınSil
  24. Mavicim, çok sağol, hoşbuldum; sen de benim ilk günlerimden beri hep yanımdasın. Teşekkür ederim pek çok :))

    YanıtlayınSil

Diğer yazılardan

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...