Counter

dikiş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dikiş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Nisan 2015 Cumartesi

DIY Elbiseler

Lara' ya elbise yağdırmaya devam.

Lara giyinmeyi keşfettiğinden beri elbiselere düşkün, özellikle etekleri dönenlere. Acaba bu sevgisini ben de yeni hobimle destekliyor muyum; olabilirim ama elimde değil, o bayılıyor ben yapabiliyorum daha ne olsun. Baba her ne kadar endişelense de (kızımı kokoş yapacaksın diyerek) ben bunun da geçici bir dönem olduğuna eminim Lara' nın hayatında. Nasıl en değişmeyecek sandığımız özellikleri, huyları bir anda değişiveriyor bu elbise aşkı da bitecek bir gün biliyorum (bende de öyle olmuştu mesela); üstelik giydiği elbiseler de tüller, payetler, süsler püslerle dolu değil, son derece sade ve iddiasız kumaşlar kesimler.

4 Nisan 2015 Cumartesi

Gelelim Dikiş Maceralarına Hem de Makineli :)

Bir zamanlar, hatta tam olarak 29 Temmuz 2011 de yazdığım dikiş makinesiz dikiş postu Allah sizi inandırsın bloğun en çok tık alan yazılarından biri olmuş (hatta 1926 tık an itibariyle ve en birinci tık alan yazı da eski havluları nasıl değerlendiremediğimi anlattığım yazı- 5135 tık). Demek ki memleketimde dikiş makinesi sahibi olmayıp dikişe meraklı çok insan var. Hatta eski havluları ham madde olarak değerlendirebileceğin bir şirket kurarsan hayatın kurtulur. Sadede geliyorum ben de bir zamanlar dikiş makinesiz hevesli gruptandım; neler diktim neler elde, zarf pantolon, polar battaniye, damacana kılıfları, uyduruktan yazlık elbiseler neler neler.

19 Eylül 2014 Cuma

Kreş, ben, Lara, hayat...

Hala ağlıyor giderken de dönerken de. Bir ay oldu kreşe başlayalı Lara. 18 Ağustos' ta başladık birlikte ve ben 5. gün itibariyle onu öğretmenine teslim edip eve geldim. O zamandan bu yana da aynı düzen devam ediyoruz ama Lara her sabah daha fazla ağlıyor ve bu ağlama gerçek.

O' nu almaya gittiğimde de beni görür görmez ağlamaya başlıyor, bir an evvel eve gitmek istiyor ve evde de çok farklı artık. Okuldan çok bahsetmiyor, anlatmak ve konu hakkında konuşmak istemiyor ama ara ara alakasız şeyler anlatıyor. Öğretmenine ismi ile hitap ediyor, o öğretmen değilmiş, arkadaşıymış; okulun sahibesiymiş öğretmen.

6 Şubat 2013 Çarşamba

O ne, yeni bir yazı mı, hem de iki gün arayla :))

Kuzuya uyku tulumu diktim. 

Hala makinem yok aslında ama kapitone de yaptım, hayatımda ilk kez fermuar, çıtçıt da kullandım, zor da değilmiş anladım. 

Yani matah bir şey yapmadım aslında işlevsel, eh işte görsel, faideli bir  şey oldu kanımca.

Uzun süredir kuzunun artık küçülmeye başlayan uyku tulumunu takmıştım kafaya, elimde de pazenler vardı, parça parça; yapabilir miyim yapamaz mıyım, bu kumaş mı şu kumaş mı, içine elyaf koysam mı koymasam mı, fermuar dikebilir miyim, şu nasıl bu nasıl, kış bitmeden biter mi derken, bir de baktım dün akşam bitivermiş. 

25 Temmuz 2012 Çarşamba

Sıcak-Ivır-Zıvır

Sıcak yüzünden eve tıkılıp kaldık. 

Aslına bakarsanız geçen yıl da böyleydi. Hamileliğim de evde dinlenerek geçti mecburen ama bir şekilde oyalamıştım işte kendimi hobilerle... Ama bu yıl Lara var ve o da sıcaktan en az benim kadar rahatsız. Tüm gün de güneş evin içinde olunca güneşi kovalar vaziyette panjurları açıp kapayarak takılıyoruz birlikte. Şarkılar söylüyoruz, oyunlar oynuyoruz ama evde hapis olunca daralıyor bebe... Gündüz uykuları da azaldı iyice, kurulu saat gibi günde 3 kez tamı tamına 30 dakika uyuyor ve uyanıyor. Gün içindeki zamanına kendi karar veriyor ama süre şaşmıyor 3 kere 30 dakika. 

5 Temmuz 2012 Perşembe

İşlevsel olsun çamurdan olsun, beklenen ürün...

Yani biraz kolayına kaçtım kabul, evde elimin altında ne varsa (bu sıcakta dışarı çıkmaktansa); ama neticeye bakalım lütfen: Kızımı sivrisineklerden, o kan emici minik canavarlardan korur, tabi ben açıp kaparken içeri sokmazsam. Hayır yanlış anlamayın ev tropik bir bölgede veya sazlık bataklık bir alanda değil neticede sivrisinek kaynamıyor ama bilirsiniz ki bu yaratık tek başına da olsa ne yapar ne eder evdeki en taze, en lezzetli kim varsa ona gider çöreklenir, doymak bilmez, çatlayana kadar da kalkmaz üstünden.

Geçen gece kolumun tatlı tatlı kaşınması ile uyanınca direk aklıma geldi ve farz oldu bir cibinlik yapmak. Bir arkadaşımın kızının doğumgünü partisi süslemelerinden söküp 'sen nasıl olsa değerlendirirsin' diye getirdiği bir sürü tül vardı, yıkayıp kaldırmıştım.

3 Temmuz 2012 Salı

Yaptıklarım yapacaklarımın teminatı mıdır? Nedir?

Yapacağım dedim yaptım diye de devam ederim :) Daha geçen gün, bir önceki yazımda dedimdi hobili anne blogu olacağım elbet bir gün diye. Ben olmuşum aslında da yazmayı unutmuşum desem anlarsınız dimi? Kafa dağınıklığı işte.

Lara tüm ailenin tek torunu olduğu için ona adeta giysi yağdı. Henüz doğmasına aylar varken anneler başladı alışverişe, örgülere, oysa baba ve ben hep temkinliydik hiç bir şey almadık doğuma bir ay kalana dek. Listeler yaptık, evet vitrin de baktık ama almadık. Hatta annelere de durun almayın, acıyın bize, bizim de ilk çocuğumuz bize de alacak birşeyler bırakın dedik ama dinleyen oldu mu, tabi ki hayır. Üstüne bi de fırça yedik. Ne demek efendim, tabi ki de biz alacağız, asıl siz sonra alırsınız hatta almayıverin gibi gibi... 

19 Ocak 2012 Perşembe

Beklenen Yastıklar ve Bistro Önlük..

'Beklenen' dememin tek nedeni, kendimi aklamak. Hani siz istediniz ben yaptım hesabı :) Yoksa biliyorum ki esasen yaptığım tam anlamıyla iki koyundan 5 post çıkarmak, aleni şımarıklık J

İyi ki sevdiğim, işe yarayacağını düşündüğüm bir şey yaptım, iyi ki yapılış aşamalarını da fotoğrafladım, iyi ki iki ayda bitirdim iyi ki bir de isim verdim. Amma da çok yayınladım dimi? Sürekli bir battagan’ dır gidiyor, sıkmış da olabilirim ama taktım mı takıyorum işte. Şimdi de yastık yaptım işte ona takım; onu göstereyim dedim. Bu kez uzatmayacağım, ‘ budur’ deyip kaçacağım  J  (desem de inanmayın) 

Şimdi efendim ben sizden aldığım akıllarla bu battaniyeyi yorgana çevireyim deyip elyaf almaya çıktığımda bir de silikon dolgu yastık içi aldım. 50x50 ebatlarında preslemişler, pek de hoşuma gitti, bir tane aldım ama amaçsızca.

11 Ocak 2012 Çarşamba

İşte Listenin İlk Ürünü: Meşhur Kuşlu Battagan :))

Battagan ne ola derseniz, yola battaniye olarak çıkıp yorgan olarak bitirmiş örtü derim. Güzel Türkçe' me bir kelime kazandırdım (hem de edepsizce). Kasım ayından beri bir şekilde yapmaya çalıştığım, şekilden şekile soktuğum, plansız başlayıp çeşitli nedenlerle ancak ve nihayet pazartesi günü bitirebildiğim kuşlu pofuduk şey. 


İlk başladığımda amatörce kırkyama yapmaya çalıştım, sonra basit geldi süsliim dedim, süsleme için yöntem ve motif belirlemeye çalıştım. Sonra bir ara blogları gezinirken Tiryaki Hobi' den esinlenip kuş motiflerine karar verdim, ardından baktım kenarları, arkası, kirli kaldı dedim ki kumaş geçireyim. Annem dedi ki 'bende kumaş var, bekle bakalım geliyorum, beğenmezsen yeni alırsın' geldi beğenmedim, yeni aldım yine polar aldım. O sırada Banu abla dedi ki 'yorganlama yapsan tam süper olur' tamam dedim ona başladım yine acemice... Derken derken baktım 2 ay olmuş. Ecer bir günde çıkarıyor battaniyeleri ben 2 ayda bir tane yapabildim. Şükür :)     

5 Ocak 2012 Perşembe

Yeni Yapılacaklar Listesi

Bol sohbetli, kahkahalı, keyifli bir yılbaşı gecesinin ardından 2 Ocak Pazartesi sabahın kör karanlığında ablamı gönderdik, işine yetişti. Ardından "Eee şimdi ne olacak?" hissi içinde kaldım. Neden? Annemlerin gelip gitmesinden sonraki hedef yılbaşı gecesi ve ablamın gelişi idi, o da bitince. Sırada ne var şeklinde kalakaldım. Bu psikoloji içinde kendimi işlere verdim ve kitaplara. 




Biliyorsunuz bitiremediğim bir battaniyem var, malzemesizlikten. Annemin getirdiği kumaşları uyduramadığım için gittim krem polar ve elyaf aldım yorganlama yapmak için. Yani battaniye artık pek de battaniye değil, biter bitmez paylaşacağım. Bir o var elimde... 




12 Aralık 2011 Pazartesi

Yarı mamul battaniye :)

Neden yarı mamul, çünkü kendimce en önemli kısmını, süsleme olayını bitirdim. Hala yarı mamul çünkü daha arkasına kumaş geçirilip kenarlarına da biye yapılacak. Neden hala yapılmadı bunlar kadın? derseniz mazeretim var elbet. Şöyle ki: Uygun kumaşım yok. E alaydın derseniz ona da cevabım var. Alıcaktım ama annem dedi ki ben geliyorum bir haftaya (muhtemelen 19 Aralık), elimde de nefis bir kumaş var ona uygun, getireyim bir bak beğenmezsen yine alırsın. Tamam dedim söz dinledim fena mı ettim :)

Hele bir gelsin, bakalım bizim battaniye haftaya mı bitecek, ben kumaşı beğenmeyip kumaşçıya gidip yenisini alınca mı? Ama çok sürünmez artık yıl içinde biter çünkü sürünme nedeni kararsızlıktı biliyorsunuz, bilemedim nasıl süsleyeceğimi... Karar verdim, bitirdim.

İşte battaniyenin süslenmişi :


11 Kasım 2011 Cuma

Büyüyünce "Battaniye" olacak :)



Malum bayram, vakit bulduğum her an elimde idi polar parçalar ve sonunda en azından biraz şekillendi ama henüz bitmedi. Sadece parçalar birleşti; daha arkasına bir kumaş (ya da polar) geçecek, kenarları biyelenecek ve parçaların üzerine de bir şeyler işlenecek veya aplike yapılacak emin değilim. 

25 Ağustos 2011 Perşembe

Yazmak ya da yazmamak; yapmak ya da yapmamak...

Uzuuuun, neredeyse bir aylık bir aradan sonra nihayet elim erdi de yeni bir kayıt açabildim. Sizlerin sayfalarına yazdığım yorumlar dışında hiç bir şey yazmadım ne buraya, ne kendime; sadece kafama... Yani sizi ihmal etmiş olabilirim kabul, ama aldatmadım. :) Genelde tembellik yaptım evde ama fikri tembellik değil. Bolca okudum, bir sürü film izledim ve ara ara da elime bir şeyler aldım, kestim biçtim, yapıştırdım, söktüm, boyadım, yıkadım :))

Yani kendimce paylaşmaya değer bir şey mi bulamadım, fotoğraflayıp yazmaya mı üşendim bilemiyorum. Belki de antisosyal bir dönemimdi, kabuğum pek kalındı dışına çıkamadım. Önemli olan netice, işte buradayız :) Demem o ki hiç bir şey üretmiyorum, üretsem de paylaşıp çoğaltmıyorum vicdan azabı içerisinde geçti bu bir ay. Daha önceki yoğun Ağustos' lara sayayım dedim ama... Bu yazı da Ağustos ayının özeti olsun kabul ederseniz.

Hala okunmayı bekleyen kitaplarım, izlenmeyi bekleyen filmlerim, yapıştırılmayı bekleyen duvar stickerlarım, dikilmeyi bekleyen kumaş ve onlara göre modellerim; kesilip silikonlanmayı sabırla bekleyen keçelerim yanında yaptıklarım ve yapacaklarım huzurlarınızda vefalı arkadaşlarım.

29 Temmuz 2011 Cuma

Dikiş makinesiz dikiş :)

Paylaşmıştım ya sizinle... Hani demiştim ki; benim derdim dikiş dikmek aslında bunlarla oyalanıyorum. İşte bu hafta başında bir zamanlar bu hevesle  aldığım kumaşları çıkarıp bir baktım önce... Keşke dedim makineyi almış olsaydım da dikmeye başlasaydım. Sonra annem aradı ve dedi ki " Amaaan artık bizim evde dikiş dikilmiyor biliyorsun. Bu makineyi sana versem işine yarar mı ?" 


Şaka zannettim önce, çünkü hiç bahsetmemiştim anneme makine planlarımdan. İşe yaramaz mı dedim, hem de ne yaramak :) Ama babam bunu biliyor mu? Biliyormuş :)) Neden sordum bu soruyu merak edin :)  


Yalnız küçük bir ayrıntı, annemle aramızda ortalama 250 km filan var. Makineyi gidip almak lazım, olsun. Sevindim çokça çünkü bu makine her şeyi yapabiliyor(nakış, ilik vs), iş bana kaldı yani. Ben ne yaparsam onu yapacak artık. 

Diğer yazılardan

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...