Counter

12 Mart 2013 Salı

Fırça-kıyamet, işler-güçler, dökül-toplan...

"Yaşamak ne güzel şey Tarant-Babu" demiş ya büyük şair, üstüne söz söylenemeyen üslubu ile büyük büyük ama naifliğinden ödün vermeden... 

Bugünlerde bu mısralar parça parça aklımda, hatırlayabildiğimce dilimde ama çoğu zaman deforme... 

Mesela: 
Yaşamak ne zor şey, ne karışık şey, ne ağır şey, ne şaşırtıcı şey, ne rutin şey, ne menem bir şey....

Tamam yaşamak ciddi bir iş, ciddiye alınması gereken bir iş kabul ama bu ciddiyetin ayarı ne ki? Ayrıca gerçekten iş mi? Bu aralar günlerim hep bir "yapılacak işler" listesi etrafında dolanmaya başladığından iş dışındaki şeyler de gözüme iş gibi görünmeye başladı.

İş' in ucu nerede kaçtı bilmiyorum, nasıl? Ama kafam dağıldı, kayış koptu. Bir unutkanlık, bir dağınıklık, bir 'iş' bilmezlik, bir beceriksizlik sormayın. Kendimden soğudum yeminle. 

En son bu sabah Lara uyurken kafamda yapılacak 'işler' listesini toparlamaya çalışıp beceremeyince de meşhur listemi açıp "blogları oku" emrini, 'iş' ini gördüğümde pesss dedim. Kardeşim bu ne ara iş oldu, ne ara keyifle yaptığım bir şeyi iş kalemine soktum da omuzlarıma yükledim bu kadar ağır. Aynı anda aklımdan geçen sağlam fırça yine kendime "bir aydır adam gibi okumadın ki kimbilir ne kadar birikti". Ayrıca okumak da yetmiyor fikir de beyan edecem, aklımdan geçenleri de yazacam. Ne kadar meraklıymışım kendime sorumluluk yüklemeye, her şeyden sorumlu hissetmeye. Bu biraz da kibir mi bilmem çok haksızlık da etmek istemiyorum kendime ama sürekli bir mükemmellik çabası, her şey mükemmel olsun telaşı (ki bir yandan mükemmellik kavramına inanmıyorum yok ki mükemmel söylemi dilimde), öte yandan her şeyi hatasız yapmaya çalışmaktan kaynaklı bir sarsaklık beceriksizlik, eleştiriye tahammülsüzlük... Her konuda, özellikle de anneliğim konusunda. Ucundan bucağından anneliğime teğet geçen bir konu bile olsa bir alınganlık, bir içlenme, bir senaryolaştırma içimde, bir abartma sormayın... Ööööf .... 

Daha iyi olmaya çalıştıkça daha çok yoruluyorum ve daha gergin oluyorum, üstelik daha iyi de mümkün değil olmuyorum. Örnek, Lara uyurken iş kotarmaya çalışıyorum ufak ufak, sessiz olmaya çalışarak tabi ve sessiz olmaya çalışırken züccaciye dükkanına girmiş fil gibi her yere çarpıyorum, her şeyi deviriyorum, bilumum gürültü yapıyorum; sonrasında da yine fırça kendime.... 

Bloga yazı yazmak da aynı şekilde 'iş'. Yazmadım kaç zamandır diye kendime dar ediyorum pek kıymetli zamanlarımı. Konular birikti filan diye. Anlamışsınızdır belki hep bir yazamadım gelemedim bakamadım açıklamaları... Bu nedir yahu? 

Sorumluluk sahibi olmak da bir yere kadar dimi? Her zaman böyleydim tamam ama abarttım bu ara. Hep bir telaş, hep bir mürebbiye tavrı kendime, yetişmeliyim yapmalıyım olmalı bitmeli iç sesleri, ee yaşam akıp gidiyor bu arada; onu napıcaz?  

Keyifli anlarına bile atladıysa artık görev bilinci silkelenmenin zamanı gelmiştir bence. Bu sabah aydım işte konuya. Nihayet... 

Daha sıkıcı, daha yorucu, daha gergin, daha olumsuz olmadan toparlanmak lazım. 

Kendime son bir fırça ile konuyu toparlıyorum: Makine misin kızım sen, insansın kanımca, ona göre davran. Yaşamak güzel şey, keyifli şey. İşler biter mi hiç, biraz da keyif almaya bak, yay yahu, genişle acık .... Yaşa (emir kipi, yaşanacak yaşa :)))

Adam olur muyum ki ben? 

26 yorum:

  1. Tadını çıkari hiç koşturma derim sana:)
    Bizler aynıyız, sen okumasan da gelir okuruz seni. Bir şey kaçırmadın:)
    Bebeklerin uyku saatleri ne değerli olur. Hesaplar yapılır, bir uyusun şunu yapayım bunu yapayım diye. Sonuç ne olur? O süre zaten birçok şeye yetmez, yaptıklarında yarım yamalak olur! Kızarsın kendine, keşke onu değil de bunu yapsaydım diye:))
    Daha iyi olmak imkansız nasıl olsa, tadını çıkar:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Semi' cim teşhis tedavinin yarısıdır derler de bu durumda nasıl ilerler bilmiyorum. Herkese itiraf da ettim ben bir mükemmeliyetçiyim şeklinde. İyileşmek istiyorum :)) Sürekli kendime kızmaktan yoruldum... Desteğin için teşekkürler,

      Sil
  2. Semi'ye katılıyorum, imza atıyorum, öyle güzel yazmış ki yorumu, kelime ekleyemedim. Seni okurken kendimi gördüm desem, sen şaşırmazsın zaten, Semi'nin cevabını da kendime kendime okudum bir şekil....

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Biliyordum senin beni anlayacağını Nil' im, anlarsın çünkü sen de böylesin... Bu yorgunluklar yılgınlıklar hep buralardan geliyor... İşte bu yüzden de seviyorum seni :)

      Sil
  3. Ne deniyordu canım;

    Her zaman her şeyin tertemiz, derli toplu olduğu bir ev, ziyan olmuş bir ömürdür.

    Yok valla ben uydurmadım.
    Lakin okuyunca çok hoşuma gitti :)

    Sevgiler canım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tülin ablacım ne güzel lafmış o. Kocaman yazıp asmak lazım göz önüne... Çok sağol içime bir su da sen serptin...

      Sil
  4. tülin hanımın yorumuna bayıldım.. tam benlikmiş :)
    ülker bazen böyle anlar oluyor.. hiçbirşeye yetemiyor, hiçbirşeyi beceremiyor sanıyor kendini.. işte ben o anlarda dilamın gülen gözlerine bakıyorum..inan dünya yansa umrumda olmuyor.. onu mutlu edebiliyorum ya gerisi boş..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben de bayıldım Tülin ablanın yorumuna Sevgi:) Böyle anlar hepimizin hayatında var sanırım. Ben de bugün daha normalim. Yaşamak güzel şey diyebiliyorum.

      Sil
  5. Ne kadar mükemmelliyetçisin sen böyle :(
    Çok üzüldüm haline, bedenine ve ruhuna nefes aldırmıyorsun resmen.
    Oysa ben senin çok renkli çok canlı bir ruhun olduğunu hayal ediyordum hep.
    Ama hayatı ciddiye alarak yaşadığın sürece ruhun canlı kalamaz tabii.
    Hani diyorsun ya, bu ara biraz abarttım diye. O zaman sen bu ara hep komik kitaplar bulup oku, okumak terapi olacak sana ve böyle zamanlarda bence acayip iyi gelen bir şey bu.
    Umarım birden çok değişir toparlanır ve rengarenk açılırsın en kısa zamanda..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Zeynep'cim deme öyIe yahu. O kadar da vahim değil durum. Bu hisler de bana dair, renklerimden gri işte. Böyle anlar da tuzu biberi hayatın. Tam hissettiğim an yazdım ki kayıtlara geçsin.
      Daha kötü ve yetersiz hissettiğim anlar da olacak yine. Onu da biliyorum ama insanız işte Yaşarken öğreniyor, öğrenirken de yaşıyoruz. Hiç bir zaman gamsız bir insan olamam belki bu karakterle ama böyle yaşamayı da öğrenmek lazım. Bak gördün mü bugün de pembeyim en yumusagindan... Sevgiler

      Sil
  6. Kendini tüketiyor yoruyor ve gelecek senelere, Lara ile geçireceğin uzun senelere haksızlık ediyorsun Rengim. Bırak biraz kendini, blogunu, yapılacak işlerini. Ruhunu, bedenini ve içini rahat bırak azcık.
    Sonra bir bakıcaksın yıllar geçmiş Lara büyümüş ve sen kendini boşuna üzdüğünü anlayacaksın, değer mi canım ya?
    Kim mükemmel ki hem, hangimiz?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Öğrenicem Aslı'cım. Gevşemeyi de öğrenicem. Haklısın bence de mükemmel diye bir kavram yok zaten ama işte biraz da anne psikolojisi...
      İyiyim dune göre gerçekten. :))

      Sil
  7. Bu yazı şimdiki halimi anlatıyor desem.Anlamıyorum Ülker'cim ben çalışıyorken herşeyi nasıl yetişiyormuşum..Galiba bazı şeyleri görmezden geliyormuşum evdeyken birşeyleri görmezden gelmek imkansızmış onu anlamadım.Aslında bir silkelenmem lazım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ayla' cım sen de benimle aynı döngüye girdin de ondan. Evde olmak böyle bir şey. Yani çalışıyorken yaptıklarımız da yetiyormuş işte ev için dimi, şimdi neden abartıyoruz ki? Sen de silkelen biraz haklısın. Mükemmellik yok Ayla' cım, olamayız.

      Sil
  8. bizim kültürümüzde var rengim.hep erteleriz yaşanması gerekenleri.çünkü gülmek için ya ortam müsait değildir ya ayıptır yada yersizliktir gibi..bizi olduğumuz gibi değil olmamız gereken gibi büyütmeye çalıştıklarından böyle yaklaşımlar ortaya çıkıyor.aile,okul,çevre hep yapıyor bunu.
    oysa "an" tekdir eşsizdir ve tekrarlanamaz.ertelediğimiz "an"lar aslında kaybettiklerimiz.bir zamanlar senin gibi düşünüyordum ve yaşıyordum.şimdi geriye dönüp baktığımda en çok kendimi üzüp yıpratmış olduğumu farkettim.
    ve son söz:nankör işlere çok dalma adı üzerinde nankör(ev işi vs gibi:))
    sevgiler canım.prensesi öperiiimmmmmmmmm.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru tespit yine Dolunay. Evet bu annelerimizden bize geçen bir hastalık sanırım. Mutlu olmaktan çok düzgün Düzgün görünelim, her iş dört dörtlük yapalım... Oysa sadece mutlu anlar için yaşıyoruz. Çok teşekkür ederim komşucum.

      Sil
  9. Tek solukta okudum sanki be söylemişim sen yazmışsın gibi...
    Biriken işler listesini uzatırken kendi kendine cezayı da kesen sen hem sanık hem hakim olmaz kuzum olmaz.Farkına varmakla çözüme başlamışsın bile umarım kendine anlayış göstermeyede başlarsın.
    Sevgiler...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. :) Hepimize geliyor böyle hisler demek ki... İç sesler insana yaşamı dar ediyor kimi zaman... O fırçalar...
      Düzeliyorum düzeliyorum bugün güzel bir gün misal, sen de söylemiyorsundur umarım böyle sözler kendine :))

      Sil
  10. Ülkerim,
    Dün seyrettiğim filmde; " kalbini dinle, ona kulak ver. Ne yapmak istiyorsan onu yap, yoksa ölüm döşeğinde pişman olacaksın yapmadıkların için" diyordu.
    Carpe Diem be bebeem. Ya öyle ki, akşam bir yorgunluk çayı içeyim diyorum, şu tencereyi de boşaltayım, makineye çamaşırları da atayım, Ocağı da sileyim derken, keyif çayı oluyor zift çayı.
    Bizden adam olmaz. İnsanın genlerinde olmalı. Sonradan yüklenmiyor maalesef.
    Sen mükemmeliyetin peşindesin. Oysa benim hayatımda herşey üstün körü, yarım yamalak. Bu da beni mutsuz ediyor.
    Biz hayatın, yaşamanın değerini gerçekten bilmiyoruz.
    YAŞA!!!

    YanıtlayınSil
  11. Nihan hep söylüyorum çok hafife alıyorsun sen kendini kötü davranıyorsun kendine. Yapma. ..
    Mükemmelin peşinde olmak da hata seninki de. Doğrusu bizden adam olsa keşke :)

    YanıtlayınSil
  12. ah her bir bildiğimiz doğruyu hayata geçirebilsek...
    bir tek kızını düşün,
    bir tek ailene odaklan...
    bence...
    ötesi teferruat:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sonuna kadar haklısınız tüm bildiklerimizi uygulayabilsek... Öğreneceğim elbet ama işte arada hırpalanmak şart galiba... Sevgiler,

      Sil
  13. Vakit buldukça yapıyorum bende, hiç kendimi yoramam:) Bloğunuzu izlemeye aldım, bloğuma beklerim bende

    YanıtlayınSil
  14. fazla ciddiye almamak gerek aslında hiçbirşeyi, hayat kısa canım, sadece keyfini sürmeli yaşamın, bu konu da çok başarılı sayılmayız belki, hiçbirimiz.. ama yine de denemeli keyfini sürmeli yaşamın.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız Handan Hanım,pozitif bakmak lazım her zaman...

      Sil

Diğer yazılardan

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...