Counter

16 Eylül 2011 Cuma

Bir tepsi-sehpa projesi ve blog tiryakiliği :)

Uzun zamandır bu sehpayı paylaşmak istiyordum sizinle ama fotoğraflarını çekemediğim için ekleyemedim siteye. Bu cici sehpa çok sevdiğim arkadaşım ve ne şanslıyım ki üst kat komşuma yaptığım doğum günü hediyesi. Kızcağız bana bir ara bu tarz sehpaları ne çok sevdiğini, ona çocukluğunu hatırlattığını söylemiş bulundu. O günden sonra iş edindim. Hemen bir tane bulup ona özel salonunun renklerinde boyamalıyım, sevindirmeliyim diye planladım. J


Sehpanın rengi krem ve yağ yeşili. Koltuklarıyla aynı renk. Yani koltukların kolçakları deri ama minder ve yastıkları krem üzerine yağ yeşili ve kahve kelebekli. Laleler de kontrast renk oldu. Ben uyumu çok sevdim, O da bayıldı o yüzden daha da çok sevdim ama doğum gününe yetiştirip verme telaşı içinde fotoğraflamayı unutmuştum. Bugüne kısmetmiş.


14 Eylül 2011 Çarşamba

Hayırdır inşallah !

Dün akşam uyumadan önce niyetim rengarenk keçeleri çıkarıp onlarla uğraşmaktı. İlginç bi şeyler vardı aklımda ama sabah kalktım ki, hayırdır inşallah aklımda bambaşka bir fikir. Kel alaka ama olsun emekse emek, vakitse vakit, uğraşmaksa uğraşmak :)

Amma gizem yarattım değil mi? Ama şaşıracaksınız, beklemediğiniz bi şey:

Şimdi tadını bilen, daha önce bir şekilde tatmış olan her insan evladının canı zeytinyağlı yaprak sarması çekebilir değil mi? Olsa da yesek şeklinde. Ama benim canım yapmak istedi. Oturup ince ince uğraşmak, kalem kalem sarmak...

Sabah sabah daha kahvaltı etmeden aklıma düştü. Tabi ki tarifini anlatacak değilim uzun uzun, hepiniz biliyorsunuzdur zaten, ayrıca da kişi haddini bilmeli değil mi? Üstelik bir yemek blogunda değiliz ki. Ama öğlene dek tüm vaktimi alan ve keçeleri bir başka güne bırakmama neden olan (ayırca ellerimi buruş buruş ve yemyeşil hale getiren) sarmaları paylaşmak istedim. Hani "tembellik yapmadım arkadaşlar, çalıştım işte" şeklinde...

13 Eylül 2011 Salı

Hediye tepsiler

Hepiniz bilirsiniz, bizim gibi evde üretmeyi seven insanlar, ürettikleri kadar paylaşmayı da çok severler. Ben de çok severim. Yani biri bende yaptığım bir şeyi görüp beğenmesin, hemen yaparım ona da bir tane. Hal böyle olunca yakın çevreni, hele de birbirinden ayıramadığın insanları donatıyorsun. (Hatta bir süre sonra "ya yok mu senin bunları değerlendirebileceğin bir satış mekanı, istemiyoruz biz artık ya; dolduk taştık, git sat bize ne " diyen bile oldu.) Yani bir sevdiğine ahşap kutu boyadın; hadi bu sefer içine sinmiyor dur şuna da yapayım buna da yapayım derken bakmışsın ki en az 3-4 tane yapıvermişsin.

Durum böyleyken böyle. Geçenlerde aynen böyle duygularla 3 tane tepsi yaptım: Anneme, eşimin annesine ve biricik ablama. Takip edenleriniz biliyordur ben ahşap boyama işinde çok da iyi değilim aslında ama kimi zaman zevkle yaptığımda çıkan ürünleri seviyorum. Varsın profesyonel olmayıversin, önemli olan benden gitmesi değil mi sevdiklerime. Ki üçü de bayıldılar. Eminim eve gelen eşe dosta da gururla gösteriyorlardır :)


10 Eylül 2011 Cumartesi

Nihayet Uzuuuun Rehavet Döneminin Sonu (umarım)

Eylül geldi sonunda. Antalya hala serinlemedi ama olsun, artık umudum var :) Elbet serinleyecek. En azından akşamları hafif serin bir esinti olabiliyor kimi zaman.

Üstelik vitrinlerde kışlıklar gözükmeye başladı, adamların bir bildiği var ki kazaklar, süveterler, çizmeler satışa çıktı değil mi?  Ayrıca bazen haber bültenlerinde bazı bölgelerde yağmur bulutları filan da görüyorum. Evet sanırım yaz bitiyor. Şükürler olsun Allahım :))

Yani şu psikolojiden çıkmanın zamanı gelmiştir benim için.


25 Ağustos 2011 Perşembe

Yazmak ya da yazmamak; yapmak ya da yapmamak...

Uzuuuun, neredeyse bir aylık bir aradan sonra nihayet elim erdi de yeni bir kayıt açabildim. Sizlerin sayfalarına yazdığım yorumlar dışında hiç bir şey yazmadım ne buraya, ne kendime; sadece kafama... Yani sizi ihmal etmiş olabilirim kabul, ama aldatmadım. :) Genelde tembellik yaptım evde ama fikri tembellik değil. Bolca okudum, bir sürü film izledim ve ara ara da elime bir şeyler aldım, kestim biçtim, yapıştırdım, söktüm, boyadım, yıkadım :))

Yani kendimce paylaşmaya değer bir şey mi bulamadım, fotoğraflayıp yazmaya mı üşendim bilemiyorum. Belki de antisosyal bir dönemimdi, kabuğum pek kalındı dışına çıkamadım. Önemli olan netice, işte buradayız :) Demem o ki hiç bir şey üretmiyorum, üretsem de paylaşıp çoğaltmıyorum vicdan azabı içerisinde geçti bu bir ay. Daha önceki yoğun Ağustos' lara sayayım dedim ama... Bu yazı da Ağustos ayının özeti olsun kabul ederseniz.

Hala okunmayı bekleyen kitaplarım, izlenmeyi bekleyen filmlerim, yapıştırılmayı bekleyen duvar stickerlarım, dikilmeyi bekleyen kumaş ve onlara göre modellerim; kesilip silikonlanmayı sabırla bekleyen keçelerim yanında yaptıklarım ve yapacaklarım huzurlarınızda vefalı arkadaşlarım.

Diğer yazılardan

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...