Counter

yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Muzlu bebek kurabiyesi bahanesiyle bir bırlanma daha...

Yazın böyle oluyor işte. Vır vır da vır vır. Hoş bu yaz geçen yaz olduğu gibi klima karşısında geçmiyor. Evin yeni patronu sokak seviyor. Atta gidelim mi dememle kapının önünde. Dememe gerek yok hatta ara ara yokluyor kapının yanına gidip eh eh sesleniyor. Apartman boşluğunda sesinin yankılanmasını da pek sevdi; kapı açılır açılmaz başlıyor deneme 1-2 babından a-a, e-e söylenmeye.

Hala tv izlemiyoruz pek güzel. Kitaplar okunuyor pıtır pıtır(sonra bahsetmeye niyetliyim kitaplardan da), eve iş getirmiş eş çalışıyor tıkır tıkır ve derin bir sessizlik içinde lokum uyuyor mışıl mışıl. Tam biz uyumaya niyetlenirken uyanıyor ama kısa sürüyor uyanıklık (çok şükür) hemen dalıyor tekrar. Gündüz bir posta anne, akşam iş dönüşü de baba tarafından gezdirilen lokum, geceleri daha kolay geçiyor uykuya bu ara ama gece uyanmaları devam; en az iki, bazen dört beş kez ve sanırım nedeni süt. Bu aralar iştah pek olmayınca süte sardı, dönüp dolaşıp meme, gelip gidip meme.

31 Mart 2013 Pazar

Aranan Tarifler Bulundu :)

Her telden çalan hobili girişimci anne, bu pazar günü de mutfağından seslenmeye karar verdi. Çünkü yıllardır aradığı kurabiye ve poğaça lezzetlerini buldu, ikisini de aynı günde üstelik. Şaka gibi... 

Yemek blogu değilim tamam ama yemeyi yedirmeyi pek seven; evini kurabiye, kek kokuları ile doldurmayı daha da seven, hepimiz gibi mecburiyetten yaparken daralan ama keyifle mutfakta vakit geçirmeye bayılan bir kadınım neticede.  Hamurla muhabbete de bayılırım. Kimi zaman sürekli yapar kimi zaman uzun aralar veririm. Bunlar uzun aradan sonra ilk. 

Sözü çok uzatmadan tariflere geçeyim: 

12 Eylül 2012 Çarşamba

Lara' nın yemekle, (aslında) annesinin yedirmekle imtihanı

Malum 6 ay dolunca başlıyor ne yedi, ne kadar yedi, ay doydu mu, aman dengeli beslendi mi, ay demiri verdim yoğurdu ne etsem, emzirdim pekmezi sonra mı versem dertleri... 

Titiz sayılmam ama detaycıyımdır, bilen biler. Ayrıntılar önemlidir, kimi zaman herşeyden daha çok. İş beslenmeye gelince hiç bir zaman çok detaycı olmadım yine de... Evet hayatım boyunca diyet yaptım, ara ara ama çikolatadan dondurmadan hiç vazgeçemedim hele bitterini çikolatanın hayatımdan zinhar çıkaramadım. Kilo verdim, kilo aldım ama o sıkı diyet listelerine uzun süre hiç dayanamadım. En sonunda kendimce bir dengeli beslenme uydurdum gidiyorum. Hamilelikte aldığım kilolar gitti ama öncesinde veremediğim kilolar hala verilecek. Neyse nerden nereye geldim yine, konu ben değilim bizim kız... 

Takip edenler bilir, Lara' cım 1 Eylül' de 6 ayını doldurdu çok şükür sağlıkla. 6 ay boyunca sadece anne sütü ile beslemeyi çok istiyordum, şükür gönlüme göre oldu ve geçen cumartesi doktorumuz ek gıdalara başlama zamanının geldiğini söyledi ki bekliyorduk zaten. Hoş ben yine de 8-9 aylık olana dek temel besininin anne sütü olduğunu ve Lara' nın ihtiyacı olan kalorinin %70-80 ini anne sütünden karşılamasının daha doğru olduğunu düşünüyorum ama ek gıda olayı da başlı başına bir uzmanlıkmış. Adı üstünde "ek" ama önemli ayrıntılarla dolu. Konu ile ilgili bolca okudum. Kimi uzman 4 aylıkken başlanır, 6 aylıkken mükellef öğünler yer buyursa da ben şimdilik sadece tatsın, alışmaya çalışsın önünde uzun yıllar var yemek için diyen uzmanların tarafındayım. 9 aylık olduktan sonra yesin mükellef öğünlerini. Ama yine de güzel başlangıçlar yapsın, az da olsa yedikleri tad alsın, keyifle yesin içsin istediğim için kafa patlatıyorum bolca. 

28 Şubat 2012 Salı

Bir delinin bekleme anlarından...


Ben hep bir kızım olsun istedim.

Pembe, yumuk, şeker bir kız.

Çocukluğumdan beri bebekler hep ilgi alanımdaydı. Ben onları çok sevdim, onlar da beni. Kucağımda ağlayan bebek hatırlamıyorum. (Çok büyük iddia dimi, bundan sonra görücem sanırım  J ) Oturduğumuz apartmanda her yeni doğan, benim için de ayrıca bir mutluluk kaynağı idi. Elimden geleni yapardım yanlarında olmak için. Anneler tarafından da bilinirdi ki bir çok zaman bana bırakılırdı o bebekler bakılmak üzere.

Üniversite yıllarımda da bir süre bebek bakıcılığı yaptım. Bir şirkete bağlı çalışıyordum. Haftada 3-4 akşam gittiğim aileler vardı, sonrasında sadece bir ailem kaldı ikizler Işıl ve Işık, haftada iki akşam anne baba dışarı çıkarken çağırırlardı beni. Çok keyifi vakitler geçirirdik beraber, oyunlar oynar, resim yapar, uyurduk.

Şimdi bunları hatırlamamın nedeni kızım.

1 Şubat 2012 Çarşamba

Aslıııı, Huzur Poğaçası yaptım, gelsene :)

Geçenlerde Aslı bir poğaça yapmış, sonuçtan memnun olmamış, sert olmuş, içine sinmemiş. Hobihuzur da ona yorum yazarken demiş ki ben sana bir tarif vereyim yap bak poğaça nasıl olur gör; ben de hemen atladım, bana da bana da şeklinde ve sağolsun üşenmedi yazdı Hobihuzur. Günlerdir yapacağım ben bu tarifi :) 

Neden gülüyorum çünkü geçen hafta içinde bir gün feci niyetlendim, tüm sıvı malzemelerini karıştırdım, sonra bir de baktım ki unum çok az kalmış. Eee vaz mı geçeceğim yani, tabi ki hayır, markete mi gideyim o saatte, hiiç işim olmaz. Bir de baktım mısır unum var yeterince, ben de undan geri kalan boşluğu mısır unu ile tamamladım ama olmadı tabi ki. Sonra aksilik işte fırında da fazla kaldı ve fazlaca da kızardı. Sıcakken nefisti soğuyunca taş oldu. Dedim ki olmaz, bu huzur poğaçası olamayacak kadar sert.  

Ertesi gün markette hem de Tansaş' ta tam buğday unu bulamadım, derken derken aklım poğaçada ama bir türlü yapamadım. Nihayet dün tam buğday ununa da kavuşunca poğaçayı bugün yaptım. 

Süper ötesi oldu, bugüne dek yaptığım en güzel poğaça, yumuşacık, tam ismi gibi huzurlu bir poğaça oldu :) 

25 Aralık 2011 Pazar

Örgüler bitti...

Geçen hafta yoğun ve tatlı idi. Annem ve babam yanımda idiler, alışverişlere gidildi; yürüyüşler yapıldı; gezildi tozuldu, yemekler yenildi, çok güzel bir hafta idi özetle...

Beraber aşure, elmalı turta, saç böreği yaptık. Hepsinden azıcık yedim, gerçekten... Fotoğraflamak hiç aklıma gelmedi ki...

Dün annemle babamı otobüse bindirdikten sonra bir mahzunluk çökmedi değil ama hayat... Bloglarınıza gelemedim, gezemedim, vakit ayıramadım ancak bugün oturdum makinemin başına :)

19 Kasım 2011 Cumartesi

Haftasonu Kaçamağı :)

Bizim kaçamağımızdan ne olacak Allah aşkına. Karbonhidrat işte :) Öğleden sonra canım resmen karbonhidrat çekti. Yememeye çalışıyorum aslında zararlı denilen şeylerden ama dayanamadım. Kıyamam canıma ben (nasıl sevdim kendimi), tamam karbonhidrat iyi bir şey değil biliyorum ama tatlı kadar da kötü değil J


Dolayısıyla kalktım bildiğim en basit hamuru yaptım. Toplam 10 dakika hamur, 15 dakika pişme süresi, 30 dakika sonra da tüketime geçmiştik bile :) Eğer bir gün sizin de güzel canınız acilen karbonhidrat çekerse tarifi aşağıda veriyorum. 

Hepimize iyi hafta sonları J


17 Eylül 2011 Cumartesi

Kek yaptım :)

Ben bu aralar biraz yemeğe mi düştüm ne? Hiç yapmazdım böyle şeyler ama bir haftada ikinci yemek paylaşımı oldu bu. Siz el becerilerinizi paylaşırken, ben sürekli gırtlak derdindeyim sanırım. Bir de özellikle paylaşıyorum ki boş durmuyorum mesajı veriyorum aklım sıra. Bak bak...

Sabah kahvaltı üzerine webden köşe yazarlarımı okudum, sonra da sizlerin sayfalarına bakayım dedim. Bir de baktım Mekila, Limonlu ıslak kek yapmış. Birden bire coştum. Aylardır ne yapmıştım ne yemiştim kek, hele de limonlusundan :) Hafta sonu coşkusu da olunca hemen ayaklandım, iş edindim, yaptım, ev koktu mutlu oldum. Hatta üst kat komşum canım arkadaşım da "kek mi kokmuş burda ?" diye gelince daha da keyiflendim :) Yedik rahatladım.

Tarif ister misiniz bilemedim çünkü tarifim doğaçlama. Ama saklamış da olmayayım belki sizin de canınız çeker yapmak istersiniz en basitinden:

14 Eylül 2011 Çarşamba

Hayırdır inşallah !

Dün akşam uyumadan önce niyetim rengarenk keçeleri çıkarıp onlarla uğraşmaktı. İlginç bi şeyler vardı aklımda ama sabah kalktım ki, hayırdır inşallah aklımda bambaşka bir fikir. Kel alaka ama olsun emekse emek, vakitse vakit, uğraşmaksa uğraşmak :)

Amma gizem yarattım değil mi? Ama şaşıracaksınız, beklemediğiniz bi şey:

Şimdi tadını bilen, daha önce bir şekilde tatmış olan her insan evladının canı zeytinyağlı yaprak sarması çekebilir değil mi? Olsa da yesek şeklinde. Ama benim canım yapmak istedi. Oturup ince ince uğraşmak, kalem kalem sarmak...

Sabah sabah daha kahvaltı etmeden aklıma düştü. Tabi ki tarifini anlatacak değilim uzun uzun, hepiniz biliyorsunuzdur zaten, ayrıca da kişi haddini bilmeli değil mi? Üstelik bir yemek blogunda değiliz ki. Ama öğlene dek tüm vaktimi alan ve keçeleri bir başka güne bırakmama neden olan (ayırca ellerimi buruş buruş ve yemyeşil hale getiren) sarmaları paylaşmak istedim. Hani "tembellik yapmadım arkadaşlar, çalıştım işte" şeklinde...

Diğer yazılardan

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...